ŞÜKRET Kİ ARTSIN !
22 Haziran 2026, Pazartesi 16:13Can Dostlar !
Şükür, dilimizde en çok kullanılan kavramlardan biri olup , nimeti sadece fark etmek değildir Aynı zamanda nimetin hakkını vermektir. Allah insana mal verdiğinde o malın içinde ihtiyaç sahiplerinin hakkının da olduğunu düşünmek ve onları gözetmek şükrün bir parçasıdır .Bilgi verdiğinde bilgiyi hakk'a hizmet ettirmek yine şükrün bir parçasıdır. Güç verdiğinde de o gücü zulüm için değil, iyilik ve adalet için kullanmak hep şükrün parçasıdır .Çünkü, sağlık, zaman ,akıl imkân ve yetki hepsi de insanoğluna verilmiş birer emanettir. Bu yüzden şükür pasif bir memnuniyet sözü olmaktan öte , Allah'ın verdiği nimeti Allah'ın razı olacağı yere taşıma sorumluluğudur. Kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim Dâvut ailesine verilen imkânları anlatırken , onlara yalnızca şükredin demez. Şükür için çalışın der.(Seb'e 13) Bu âyet şükrün ölçüsünü de açar. Şöyle ki ; Şükür , nimet karşısında harekete geçmektir .Kul ,Allah'ın verdiği imkânı hayra dönüştürmeli ,nimeti sadece kendisinde bırakıp kalmamalı , iyiliğe ,adalete, infaka sâlih amele, doğru söze ve insanlara faydaya dönüştürmelidir. Değerli Dostlar! İnsan sûresinde de Allah rızası için ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını gideren kulların tavrı anlatılır .Onlar yaptıkları iyiliği bir teşekkür, karşılık veya övgü bekleyerek yapmazlar .Çünkü şükrün yönü insanlardan alkış veya takdir almak değil , Allah'ın rızasına yönelmektir. İlgili ayetler aynen şöyledir: + Kendileri de ihtiyaç içinde oldukları halde , yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler .Biz sizi sadece Allah'ın rızası için doyuruyoruz.Sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz derler.(İnsan: 8-9) Kıymetli Dostlar ! Şükür sadece maddi nimetlere karşılık verilmez. İnsan için en büyük nimetlerden biri de doğru ile yanlışı ayıracak ölçünün gösterilmesidir.Kur'an buna "Furkan" der. Allah insanı yaratmış, ona görme, işitme kabiliyeti vermiş , sonradan önüne iki yolu koymuştur. İnsan ister şükreden olur, ister nankörlük eden.Demek oluyor ki şükür, gösterilen yolu iyi görmek ve seçmek , ve o yolun gereğini yaşamaktır. Bunu da bize yine aynı sûrenin ikinci ve üçüncü ayetleri haber verir. Can Dostlar! Bu arada o kutlu elçi ile Hz. Aişe arasındaki şu diyaloğa da yer vermeden geçmek istemedik. Hz. Aişe cenab-ı peygambere "Ey Allah'ın elçisi ! Bütün günahların affedildiği halde neden geceleri ayakların şişercesine ibadet ediyorsun" diye sorduğunda; O aziz peygamberin verdiği cevap çok mânidardır. "Ya Aişe Allah'a şükreden bir kul olmayayım mı " İşte peygamberin şükür anlayışı. Ne mutlu o güzel insanı rehber edinenlere. Kaldığımız yerden devam edelim .Kur'an'ın indirilmesi de şükür sebebidir. Çünkü Allah,kitabı insanı karanlıkta bırakmak için değil, ona doğru yolu göstermek, hak yolu ile batıldan ayırmak için indirmiştir. Kul, hidayeti kendi başarısı zekâsı veya gayreti gibi görmez, hidayetin Allah'ın lütfu olduğunu bilir , bu nimetin şükrünü de kitabın gösterdiği ölçü ile yaşamaya çalışarak verir. Hidayetin şükrü ,kitabı sadece okumak değil ,onun gösterdiği yolu ölçü kabul etmektir. Allah'ın indirdiğini yeterli görmemek, hidayet nimetini küçümsemek anlamına gelir. Allah'ın âyetleriyle doğruya yönelip , sonra hükümü ölçüyü ve hayatı başka merkezlere bağlamak şükür anlayışıyla bağdaşmaz. Özetlemek gerekirse ; gözün şükrü Hakkı görmektir. Kulağın şükrü hak sözü dinlemektir .Kalbin şükrü âyetlerden öğüt almaktır . Aklın şükrü ise , nimeti sahibine yani yaradan'a bağlamaktır .Hidayetin şük rü de Allah'ın gösterdiği yolda yürümektir. Bugünlük de bu kadar olsun. "Rabbimiz bizleri her türlü nimetlere şükreden kulları zümresine dahil etsin" duasıyla bitirelim. Sağlıkla kalın .Esen kalın. Hoş kalın. Can dostlar !
Okunma Sayısı: 170


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.