SİYAH BEYAZ - KUZULAR KURDA MI! TESLİM
01 Ocak 1970, Perşembe 03:00 Yerel siyasetin bunca heyecansız, çatışmasız, beklentisiz ve renksiz geçmesinin yanı sıra! Yıllarca has-sasiyet gösterdiğimiz, ahlak, etik, dürüstlük, değerlerini de taşımadığı gerçeğini yadsınamayız. Dünyanın nere-sinden görülmüştür! Kayıt dışı gelire sahip birilerinin oluşturduğu bir ekibin seçilerek kamu görevini üstlen-mesi.
Yine Dünyanın neresinden görülmüştür ki! Yaptığı işin sorumluluk, denetim ve kalite, standartla-rının yetkisini elinde bulunduran kamu kurumunun yetkilisi yine “kendisinin” takdiri ile gerçekleşeceği sa-kıncalı durum. Yanı kendi işini, imalatını, hizmetini, ka-mu adına kendisinin denetleyecek olmasından daha va-him bir yolsuzluk olur mu?
İşte! ilçemizde, hiçbir sosyolojik terime sığ-mayacak, sorun ve soruları üretmektedir. Geleceğe dair hizmet heyecanları ve projeleri yok ancak, nemalanmak amaçlı parti içi kadrolaşmanın doğal sonucu olan çatış-ma var! Bu çatışma ortamı da hiçbir zaman daha iyi bir hizmet yarışı için! Ne yazık ki değil! Şu bizi yolsuzlukla-rıyla yoksullaştıran! Seçilmiş muhtemel parti kadrola-rın ahvali.Uzunca bir süredir seçilenlerin hizmet üret-mediği, bu nedenle kalkınma ve gelişmenin olamadığı, partizanlık ve kayırmacılığın yapıldığı, bu sonuçtan kimsenin sorumlu tutulamadığı, yolsuzluklara tepki gösterilemediği, geleceğe ait plan ve projelerin üre-tilemediği, kimi, niçin, neden, nasıl, seçildiğine dair ka-rarsızlığı hakim olduğu gerçeği karşılığı yaşanmaktadır. Bu seçim sonucun da verimli bir sonuç alınması düşü-nülemez.
Düşünüyorum da, acaba biz bu kadar ilgisiz ve duyarsız olmayı nasıl beceriyoruz? Yoksa yakın tarihi-mizde, halkın özgürlük ve demokrasi taleplerini bastır-mak için kurgulanan, çeşitli tertip ve komplo olaylarının ifşaa edilmiş olması, bu ifşaa edilen komploların tabu-laştırdığımız “bir kısım kurumlarımızın çalışanlarının da” katkı sağladıkları gerçeği bizde hayal kırıklığı yara-tıp, bizi kararsızlığa mı zorluyor? “Savaşta kararsızlık yanlış karar vermekten daha tehlikelidir”. Bu veciz söz-cük! Savaşanlara savaş öncesi kural olarak öğretilir.
Soğuk savaş dönemi ve on iki eylül darbe sonrası oluşan, aba altında sopa gösterme eğilimi ile, bir çok uyuyacağımız, zarar göreceğimiz, sevmediğimiz, dav-ranış biçimlerini, yalan, yanlış, düzmece, popüler, yak-laşımlarla bize empoze etmeye çalışan legal ve illegal ya-pılanmaları, kimse inkar edemez. Özellikle bu olumsuz-lukların en büyük uygulayıcısı da,nemalanmak amacı ile eski Türkiye'nin vesayet gücünün talimatlarına uyan, hizmet veren, malum medyaya gurubuydu.
İçimizi yaralaya, içimize sindiremediğimiz 90 lı yılların medya patronunun Türkiye Cumhuriyeti Başba-kanını malikanesinde pijamalarıyla karşılaması dün gibi hafızamızda. O dönemde çığ gibi büyüyen servetlerinin kaynaklarını, hemen hemen her devlet ihalesinde müda-hil, olduklarına, paylaştıklarına, şahit olmuştuk! O eski Eski türkiye'nin kan emici mirasyedileri .
O eski oyunları iyi anımsamak gerekir! Hanı nerde irticai tehlike, Fadime Şahinler nerede, Azme-diciler nerede, nerede uykularımızı kaçıran rejim karşıtı organizasyonlar ve benzeri o döneme ait iddiaların kar-şılığı. O döneme ait olayların hayal ürünü olduğunu, düzmeceler yaratıldığını, bu gün kolayca anlamaktayız. Gerçek olan ise, vesayetin kendisine hizmet edenlerle, sermaye, medya, siyasetle işbirliği yapmak, amacına uygun bir algı yaratmak, maksadı ile o günkü iktidarı ipratmak, devletçi militarist yapıyı güçlendirmek, amaçlı gizli güçler tarafından hazırlanmış komplolardı.
Vesayet sistemini devam ettirmek isteyen ve onların sempatizanları hala gelişen demokrasinin, bi-reye endeksli hak ve özgürlüklerin, geliştirilmesi için atılan adımları yetersiz veya zaralı göstermek amacı ile provokatif eylimlerini devam ettirmektedirler, ancak artık karar verme zamanı gelmiştir tüm deneyimleri-mizi kulanıp bizden sonraki kuşağın mutluluğu için bir kararlılık göstergesi içinde olmalıyız.
Her ne kadar Anadolu'nun tamamında, eski Türkiye'nin bu aykırılıkları iyi anlaşılmıştır., Ancak kıyı şeridinin hala yaşama müdahale endişesi ile bu gerçeği göremediği vaaka. Hala bölgemizde sistemde değişim talebi içinde olanların, bu düzenin mağdurlarıdır. Bun-ları sanki rejimin karşıtlarıymış gibi göstermeye çalı-şan, “rantçılar takımı” onları hain kefesine koyup, böl-gemizde eski sistemin arızalarından beslenmeyi sürdü-rüp, bu eski sistemin sorununu, rejim talebiymiş gibi gösterme devam etmekteler. Bu farkı iyi anlamamız lazım.
Okunma Sayısı: 1231


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.