SİYAH BEYAZ - HALK KİMİN HİZMET ETTİĞİNİ İYİ BİLİYOR
01 Ocak 1970, Perşembe 03:00Uzun süredir, legal, meşru, demokratik, yöntemlerle Ak Partinin, halkın sempatisini sağlayan “hizmet yürüyüş kervanının raylarından” ayırmak isteyen muhalefet! Bu kem düşüncelerini uygulama imkânını bulamayınca, şimdi de “hizmet yürüyüş raylarını” tahrip etmek istiyorlar. Tanrı aşkına siz yüreğinizden hiç mi, halkına hizmet etme, arzusunu, heyecanını, sorumluluğunu, taşıma görevini icra etmeyeceksiniz. İki aydan beri parlâmentonun, çalışmasın diye, halkın ihtiyacı olan yasalar çıkmasın diye, her türlü ayak oyunlarını yapmaktasınız.
Yeni Türkiye’nin alışkanlıklarına alışmanızı kısa sürede algılamanız pek kolay olmayacak. Zira eski Türkiye'de yıllarca alıştığınız imtiyazlı sınıf olmanın avantajları yavaş yavaş elinizden kayıp gitmektedir. Hiç değilse bu yeni Türkiye'nin sağlamaya çalıştığı, demokrasi, eşitlik, özgürlük, kavramlarının kişiye özgü değil, göreceli tariflerle değil, sabit ve stabil anlatımlarla bağlayıcı olarak uygulanacağını şimdiden öğrenin ki, sonradan hayal kırıklığını yaşamayın.
Her ortaya atılan fikire muhalif olmak kazanım sağlamaz. Meseleyi tartışmak, konu ile ilgili doğrularımız, yanlışlarımızı icmal edip, politikalar üretmek bu kadar zor olmamalı. Neden ortaya atılan fikirlere saygı göstermek varken, hafife almak, alaya almak, ötelemek, bu güne kadar bize ne gibi kazanımlar sağlamıştır. Oysa yıllar yılı zorla devam ettirdiğimiz statükonun millete, memlekete, yenilik getirmediği, refah ve huzuru sağlamadığı, ülke de idarî istikrarı sağlayamadığı da, açık bir şekilde görülmektedir.
Buna rağmen sadece karşıtların fikri olduğu için peşinen, karşıt olmak, muhalif olmak, hatta inatlaşmak günümüz bilimselliğine de uymayan cehalet dehacılığından başka bir şey değildir. Halkın birikmiş olan sorunlarını “bir ara tedbiri olarak” çözmeye çalışan parlamentoyu luzumsuz öner-gelerle çalışamaz hale getirmekle, parlâmento çalışmalarını, kitlemekle sempati kazanamazsınız.
Şimdi ülkemizin de; İnsanımızı çağdaş ve medenî ülkelerdeki demokrasi iklimine kavuşturacak bir ortamı yaratacak, özgürlükçü, sivil, yeni bir Anayasa çalışması yapma imkânını 1015 yılındaki seçim sonrasına kalmıştır. Şimdiden bu çalışmaların hazırlıklarını yapmak en büyük beklenti olmalıdır. Bu gün sistemin marazı olan göreceli yetki ve güçler ayrılığının keyfiyeti içinde her zaman statik onunu ürünü olan vesayeti yaratmıştır.
Dolaysıyla bu güne kadar sakıncalı gördüğümüz, sistemi tıkayan, zaman, zaman, ülkeyi bunalıma sürükleyen olumsuzlukları ayıklayıp, yeni Anayasanın hazırlığında daha dikkatli bir dil kullanarak, yeniden bu yanlışlıkları yapmamamız gerekmez mi? Erkler arasındaki yetki ve sorumlukların zaman, zaman, çatıştığı ve bu çatışmaların kaos yaratarak ülkeyi bunalıma götürdüğü sık sık yaşadığımız bir gerçek değilimdir?
O halde ortaya atılan her fikre gereken saygıyı gösterip, irdeleyip, tartışıp, bize uygun olup olmadığını iyice araştırarak ona göre değerlendirmeliyiz. Yakın geçmişte, tartışmaya açılan Başkanlık sisteminin zaman içinde, araştırmadan, düşünmeden, taşınmadan, elinin tersi ile öteleyenlerin sadece karşıtların fikri diye red etmeye çalışmalarının ne denli yanlış olduğunu, bu gün yaşadığımız olaylarla daha iyi anlamaktayız.
Her ortaya atılan fikrin, milletimize, ülkemize, yararlı olup olmadığı, kabul görüp göremeyeceği peşinen karar verilecek bir durum değildir. İlgili Akademisyenlerin, Uzmanların, Bilim Adamlarının, Kendi önyargılarından ve algılardan arınıp objektif meseleyi tartışıp halkı aydınlatmalıdırlar.
Okunma Sayısı: 814


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.