SİYAH BEYAZ - BELKİ DE KULUN ADALETİ GEREKLYARINLARA DAHA GÜVENLE BAKMAK
01 Ocak 1970, Perşembe 03:00Dün denecek kadar yakın tarihimizde, meydanlara dökülüp sanki bu Ülkede Cumhurriyetin, Atatürkün, Laikliğin, karşıtları varmış gibi, yaygara yapanların inandırıcılığı kalmadı artık. Bu korku salma yöntemi ile asıl amaçları bir kısım yurttaşı, inancına göre, etnik kökenine göre, meshebine göre tasnif edip, zamanı geldiğinde hedef seçilen gurubu potansiyel tehlike ilan edip, toplumsal baskıyı kalıcı kılmaktı.
Bu gün hala geleceğe dair endişe searyosunu yazanların temel amacı son kırıntı olarak kalan barış sürecini bozmak isteyen “ırkçılık ve kafatasçi miliyetçiliğidir”.Bugün iyice açığa çıkan ırkçılık kisvesi altında sürdürülen rejim ve cumhuriyeti koruma, kollama, söylemlerin altında yatan gerçek niyet ırkçılık sömürüsüdir. Bütün korku “ya barış süreci başarıya ulaşırsa” korkusudur.
Önce mevcut Cuhuriyetin İnsanlarımızın hak, hukuk, özgürlüklerinin, ne kadar güvencesidir? Kamu ile ihtilafa düşme durumunda Adaletin terazisi ne kadar adil çalışır? Demokırasimiz gelişmiş toplumlarla kıyaslandığında ne kadar evrensel demokırası kokmaktadır? Şayet bu soruları cevaplanırken endişelerimizi giderecek örnekler varsa mesele yok. Bence endişelerimizi giderecek örnekler yok.
En öncelikli meselemiz Cumhuriyetimizin çağdaş demokıratik değerlerini yükseltmektir. Klasik ortadoğu veya az gelişmiş toplumların uyguladığı sözde Cumhurriyet değerleri bizim giyeceğimiz gömlek değildir. Bu nedenle bu gün kavgayı Cumhuriyetin içini dolduran demokıratik değerler için vermeliyiz. Bunun da yolu yeni bir sivil Anayasada geçer.
Cumhuriyet elden gidiyor diye dövünenler lütfen monarş ile idare edilen, İngiltere, Norveç gibi Ülkelerin özgürlük değerlerini yakalamak için enerjlerini harcamalıdırlar Yıllarca kamu yönetimi içinde yaratığımız tabular bir yandan özgürlüklerimizi kısıtlarken bir yandan da demokrasimizin gelişmesini ve güçlenmesini engellemiştir.
Daha dün denebilecek kadar yakın tarihimizde Susurluk yolsuzluğu ile ilgili ifadesine başvurulmak üzere, halkın iradesini temsil eden TBMM ce dahi gönderilen ihbarnamelere uymayan, ifade vermekte kaçınan, kamu görevlilerine şahit olmuştuk. Günümüzde demokrasiye geçişimizde hala zorlanıyorsak ,zaman, zaman, bunalıyorsak, yollarımız tıkanıyorsa, tek nedeni darbelerle oluşan vesayet sisteminin kurumlar arasındaki güç birliğidir. Bu güç birliğinin yaratığı ve kendilerini memleketin elitleri diye tanımlayan guruplar kolonosi kamudaki görevlerini bırakmış olsalar da, kendilerini memleketin, rejimin, cumhuriyetin, halkın, gerçek sahibi ve koruyucusu olarak görüyorlardı, yakın tarihimize kadar.
Ne mutlu bize ki, tabuları yikarak her konuda her kurumu haklı eleştirecek bir yapıya kavuşmuş sayılırız. Kimse erişilemez, dokunulmaz, sorgulanamaz değildir. Hiçbir kişi, görev, mevki, makam, tabulaştırılarak bir üstün güç değildir. Bu Ülkede Cumhuriyete,Atatürke, Laikliğe, karşıt hiçbir kişi, kurum, olamaz. Kimse suni kanplaşma kapılarını aralamasın, aksine birlik olup Ülke değerlerimizin yücetmenin, barış içinde yaşamanın, yollarını arayalım.
Okunma Sayısı: 1110


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.