“GÖKYÜZÜNDEN GELEN ANNE!”
07 Mayıs 2026, Perşembe 16:10(Halklar Kardeştir….)
1943 yılında İngiliz Emperyalizminin lordu Churchill Adana’ya gelmiş ve İnönü
ile görüşmüş; aynı yıl Kahire’de Roosvelt ile Churcill İnönü’yü yine saflarında görmek için her
şeyi yapmışlar. Ancak İnönü direnmiştir. Ve Türkiye bunların kirli savaşlarına katılmaz , ama,
şu söylem günümüze kadar gelmiştir. Türkiye ekonomisi de zor günler geçirmektedir.
Yokluğun en çarpıcı örneği ise İnönü ile bir çocuk arasında geçen diyalog olur. Çocuğun
İnönü’ye;
“-Bizi şekersiz(ekmeksiz)bıraktın” sözüne karşılık İnönü;
-Ama babasız bırakmadım, yanıtını verir.
Yunanistan ise 24 Nisan 1941 günü İtalya ve Almanya tarafından işgal edilmiştir.
Almanlar kendi politikalarını uygulaması için Georgios Tsolakoglou’nu yönetime geçirerek
başbakan yapmıştır. Uzun uzun anlatmaya gerek yok, Yunanistan, faşistler ve işgalciler
tarafından bölünmüştür.
Atina ve çevresinde günde 300 ile 500 kişi açlık nedeniyle ölmeye başlamıştır. Tüm
dünya bu felakete izlerken, bu trajik tabloya ses veren Türkiye olur.
İstanbul’dan hareket edecek bir gemi Yunanistan’a erzak gönderecek ve açlık ve açlık
tehlikesine son verecektir.
Türkiye aslında 1940’da Yunanistan’a Kızılay aracılığıyla para yardımında
bulunulmasını sağlamış, aynı yıl Selanik Kızılhaç’ına tetanos aşısı göndermiştir.
Türk basını yardım kampanyasını gündemde tutmuş, Yunus Nadi’de Cumhuriyet
gazetesinde birçok kez çağrıda bulunmuştur. Sonunda harekete geçilmiş yardımların
ulaştırılması için 1941’in Ekim ayında Tavilzade ailesine ait olan “KURTULUŞ “ isimli vapur
kiralanmıştır. Vapurun her yanına saldırılara karşı Kızılay bayrakları yapıştırılmıştır. Gemide
Kızılay temsilcileri Saim Umar ve Feridun Denokan’da vapurda yardımcıları takip edecektir.
KURTULUŞ, 13 Ekim 1941 günü Karaköy’den Pire Limanı’na ilk seferine çıkar. Gemi
kazasız belasız Atina’ya gider . Yardım Yunan halkına dağıtılır. Yunanistan’da açlık o kadar
dehşet vericidir ki, Kurtuluş müretebatı da kumanyalarını Yunanlılara verir.
Kurtuluş 27 Ekim’de ikinci seferini yapar. Nohuttan yumurtaya, soğandan şekere,
yağdan pirince kadar birçok erzak Pire Limanı’ra taşınır. Bu kez yaklaşık 2 bin 500 tonluk
yardım malzemesi ulaştırılır. Vapur, 24 Kasım, 12 Aralık tarihlerinde de yeni seferler
düzenler. Bu seferler üzerine Yunanlılar Kurtuluş’a “Gökyüzünden gelen anne “
yakıştırmasını yapar.
Vapur, 1942’ye kadar 7 bin tonluk erzağı Atina’ya ulaştırmıştır. Altıncı seferine çıktığı
Ocak 1942’de ise büyük bir talihsizlik yaşanır. Zorlu hava koşulları sonucu vapur rotasından
çıkarak Çanakkale Boğazı yerine Marmara Adası’na yönelir ve 20 Ocak 1942 günü Saraylar
Köyü yakınlarında karaya oturur. Kaptan Rıdvan Ür yardım istese devapur su almaya başlar
ve saat 9 civarında sulara gömülür. Tek teselli ise 36 kişilik mürettebatın kurtulmuş
olmasıdır.
Kurtuluş’un batmasının ardından Şükrü Saraçoğlu yardımların devam edeceğini
bildirmiş ve 21 Şubat günü Dumlupınar gemisi ile erzak gönderilmeye devam etmiştir. Ekim
1941-Ağustos 1942 arasında Kurtuluş ve Dumlupınar vapurları 10’a yakın sefer düzenlenmiş,
ortalama 17 bin ton erzağı da Atina’ya ulaştırılmıştır. Bu savaş bitene kadar Kızılhaç’ın
devreye girmesiyle de yardımlar devam etmiştir.
Acı tablo ise işgalin ardından ortaya çıkar
Yunanistan’da 360 bin kişi açlık dolayısıyla yaşamını yitirmiştir.
Dünya halkları kardeştir. Dünya halklarını birbirine düşman edenler, yönetenlerdir.
Dün de böyleydi, bugün de böyle.
Savaştan sonra Kurtuluş’un adının Atina’da bir sokağa verilmesi gündeme gelse de
zamanla ırkçı ve çıkarcı Yunanlı politikacılar bunu unutturmuşlardır.
Yıllar geçmiş, Kurtuluş’u bizlere anımsatan bir belgeseli Erhan Cerrahoğlu çekmiştir.
Adı da “BARIŞI TAŞIYAN VAPUR!”
Bu adı taşıyan belgeselde Yunan akademisyen Georgeos Margaritis da Kurtuluş’un
unutulduğunu ifade etmiş, bu dostlu gemisinin adının Atina’da yaşatılması çağrısı yapmıştır
(dedik ya halklar kardeştir diye)
Bu çağrıda yanıtsız kalmıştır.
Bizim dış işlerimiz de bunu Yunanlılara hatırlattı mı hatırlatmadı mı bilmiyoruz
Günün birinde anımsanır da, Atina’da bir kurtuluş Caddesi, sokağı vs olur, gidip
oralarda halay çekeriz.
Bizim Cumhuriyet’imizin kurucuları ve halkımız hep barıştan yana olmuştur.
“Komşusu açken, tok gezen bizden değildir” sözünü sadece kendi halkı için değil, tüm
dünya için söyle bizim halkımız.
Halklar kardeştir, bölenler kalleştir!
Yurtta Barış, dünyada barış var olsun her zaman
Okunma Sayısı: 247


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.