LAÇİNNN
Muğla
15 Mayıs, 2026, Cuma
  • DOLAR
    44.51
  • EURO
    51.67
  • ALTIN
    6625.8
  • BIST
    12.938
  • BTC
    66595.100$

DÖRDÜNCÜ CEMRE

24 Nisan 2015, Cuma 11:10

    Gü­zel­li­ği­ni sey­re­di­yor­du ay­na­da. Göz­le­rin­de­ki ışı­ğın azal­dı­ğı­nı fark etti. Es­ki­si kadar ay­dın­lat­mı­yor­du et­ra­fı­nı. Saç­la­rı par­lak­lı­ğı­nı ko­ru­yor­du ama o da bi­li­yor­du bunun ka­li­te­li bo­ya­nın ma­ri­fe­ti ol­du­ğu­nu. Ön­ce­den ay­na­nın kar­şı­sın­da, sa­at­ler­ce ken­di­ni sey­re­der, mutlu olur­du. Ne de­ğiş­miş­ti, neden yet­mi­yor­du. Ek­si­len gü­zel­li­ği mi, yoksa faz­la­la­şan yıl­la­rı mı. Ku­lak­la­rı ses bek­li­yor­du, içten, sıcak, sevgi dolu bir sesle, is­mi­ni duy­mak is­ti­yor­du. Na­fi­le...

    Yal­nız­lık in­sa­nın ci­ğe­rin­de si­ga­ra sön­dü­rür. Ka­ran­lık daha koyu, ge­ce­ler daha uzun, sı­kın­tı­lar daha yoğun, dert­ler daha de­rin­dir. Yıl­dız­lar göğe di­zi­lir­ken, elini tu­tan­la­ra, ba­şı­nı sıcak bir omuza yas­la­yan­la­ra, el ele tu­tuş­muş, desen desen gö­rü­nür de, ba­şı­nı buz gibi cama da­ya­mış, kendi ne­fe­si­nin ısı­sın­da yazı ya­zan­la­ra, si­ga­ra­sı­nı hü­zün­le çekip sü­zü­lü­şün­de gülüş hayal eden­le­re, tek tek ya­pa­yal­nız ve uzak gö­rü­nür­ler. Yıl­dız­lar bile, yal­nız­la­ra iç çek­me­sin­ler, üzül­me­sin­ler diye bunu yapar da, in­san­lar ina­dı­na, gös­te­re gös­te­re so­ku­lur­lar bir­bir­le­ri­ne.
 
    Bahar gel­mek is­te­me­se de, soğuk kal­mak için ayak di­re­se de, kan­lar yavaş yavaş su­lan­ma­ya, park­lar, sa­hil­ler el ele, kol kola sa­mi­mi çift­ler­le dol­ma­ya baş­la­dı. Genç­ken ya­nın­da bi­ri­ni elini tut­mak için is­ti­yor gönül, iki kelam et­me­se de, gü­lü­şüp ko­şuş­mak için sağa, sola. Dünya ile biraz daha fazla zaman ge­çi­rin­ce ko­nuş­mak, ko­şuş­mak ve kok­laş­mak­tan daha önem­li olu­yor. Ar­ka­daş­lık se­çe­rek olur, dost­luk emek ve gay­ret­le, aşk ise ta­ma­men ka­der­dir, peki ya yal­nız­lık.
    
    Ken­di­ne zaman ayı­rıp ru­hu­nu bil­me­yen, be­de­ni­ni tat­min için, ömrün en ve­rim­li dö­nem­le­ri­ni ziyan eden­le­rin, bi­rik­miş ha­ta­la­rı­dır yal­nız­lık.

    Yal­nız­lık, ba­ha­rın ar­dın­dan ka­vu­ran sı­cak­la­rın, ge­ce­nin ar­dın­dan par­lak sa­ba­hın gel­me­si gibi en­gel­le­ne­mez bir rutin de­ğil­dir. Emek ister, ka­rar­lı­lık ister. Oluş­tur­du­ğun ki­şi­lik­te özel kıv­rım­lar, kalın de­tay­lar ister. Oyuna alın­ma­dı­ğı için ağlar kü­çük­ken, biraz öğ­re­nin­ce iç gü­cü­nü, oyuna al­ma­yıp ağ­la­tır. Var olmak için ça­ba­lar, var olup kıy­met bu­lun­ca, yok­lu­ğu­nu ya­şa­ta­rak yakar. Kendi ile oyun oynar, kendi ile vakit ge­çi­rir, ken­di­ni ihya eder de insan, kendi ba­şı­na ka­lın­ca tütsü gibi kül­le­ne kül­le­ne yanar. 

    Yal­nız­lık, sev­gi­ye kapı ka­pa­mak­tır. Önce dı­şa­rı çı­kar­ma­dı­ğın, sun­ma­dı­ğın, cim­ri­lik et­ti­ğin sevgi,
sonra gelip ka­pı­nı çal­maz. Onu to­hum­ken ışığa ka­vuş­tur­ma­lı. Çocuk kal­bi­ne sev­gi­nin pay­laş­mak
için ol­du­ğu­nu, onu diğer in­san­la­rın ve can­lı­la­rın göz­le­rin­den gelen ışı­ğın bü­yüt­tü­ğü­nü an­lat­ma­lı, öğ­ret­me­li, his­set­tir­me­li, ya­şat­ma­lı­yız. O yü­rek­ten çıkar, arsız bir sar­ma­şık gibi dal­la­nır, büyür, ço­ğa­lır, ba­şı­na gölge, aşına lez­zet, ça­yı­na mu­hab­bet ola­rak geri döner. Minik bir sevgi kuşu ola­rak sa­lar­sın yü­re­ğin­den, uçsuz bu­cak­sız bir kuş sü­rü­sü ola­rak gö­ğü­nü kap­lar.

   Hayat ter­cih­le­ri­mi­zin ese­ri­dir. Yü­re­ği­niz­de ya­ra­tı­lan sevgi de cim­ri­lik et­me­yin, bu­yu­ru­yor efen­di­miz. Ter­ci­hi sevgi cim­ri­li­ği olan­la­rın, akı­be­ti­dir yal­nız­lık. Hoş­gö­rü ve yu­mu­şak­lık­ta pin­ti­lik
eden­le­rin so­nu­dur yal­nız­lık. Köp­rü­ler kurup, gü­ver­cin­ler uçur­mak ye­ri­ne kar­şı­sın­da­ki­le­re, du­var­lar örüp, kar­ga­lar gön­der­me­nin so­nu­cu­dur yal­nız­lık. Geri dönüş çiz­gi­le­ri­ni, yol­la­rı­nı ya­ka­rak gi­di­len bir yer­dir yal­nız­lık. Piş­man­lı­ğı­nın acı­sın­da bile ahını ken­di­nin duy­du­ğu dip­siz bir ku­yu­dur yal­nız­lık. Her gün, yeni umut­lar­la bize su­nu­lan yü­rek­le­ri bir bir sön­dü­rüp, ışık­la­rın­dan mah­rum kal­dı­ğı­mız ka­ran­lık­tır, yal­nız­lık. Me­za­ra gir­me­den, kabir aza­bı­nı ya­şa­mak­tır yal­nız­lık.

    Yal­nız­lık kader değil, eser­dir. Ha­li­mi­zi dü­zel­tip, vak­ti­mi­zi kendi ha­ta­la­rı­mı­za har­ca­dı­ğı­mız­da, yan­lış­la­rı­mı­za göz yuman dost­la­rı­mız ola­cak­tır. Sa­mi­mi­yet­le dav­ran­dı­ğı­mız­da, his­se­den ve kar­şı­lık veren yü­rek­ler her zaman çı­ka­cak­tır. Bize ya­pıl­ma­sı­nı is­te­me­di­ği­miz dav­ra­nış­la­rı, ha­ya­tı­mız­dan çı­kar­dı­ğı­mız­da, is­te­di­ği­miz, bek­le­di­ği­miz, di­le­di­ği­miz gibi dav­ra­nan in­san­la­rı­mızdaima ola­cak­tır et­ra­fı­mız­da.

   Yü­rek­le­ri­mi­ze alıcı göz­ler­le ba­ka­lım, için­de olan­lar­dan lez­zet ala­lım... 


Okunma Sayısı: 4397

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.