LAÇİNNN
Muğla
15 Mayıs, 2026, Cuma
  • DOLAR
    44.51
  • EURO
    51.67
  • ALTIN
    6625.8
  • BIST
    12.938
  • BTC
    66595.100$

DÖRDÜNCÜ CEMRE

17 Nisan 2015, Cuma 10:55

     Öğ­le­den sonra Fatih Ca­mi­nin av­lu­su, bay­ram yeri gibi olur. Ça­yı­nı dem­le­yip, ter­mo­sa koyan, ek­me­ğin ara­sı­na bir iki parça bir şey­lersı­kış­tı­ran so­lu­ğu alır av­lu­da. Paten ka­yan­lar, bi­sik­le­te bi­nen­ler. Sa­tı­cı­lar, si­mit­çi­den ba­lon­cu­ya her­kes ora­da­dır. Sa­de­ce Fatih Cami değil, Yavuz Selim, Sü­ley­ma­ni­ye, Eyüp sul­tan. Kü­çü­cük sokak arası park­la­rı bile gece ya­rı­sı­na kadar dolup taşar. İstan­bul başka alem.​Yine gön­lü­me has­re­ti düştü ka­la­ba­lı­ğın.
 
    Ne yap­sın­lar, taşı top­ra­ğı altın deyip kopup git­miş­ler. Bod­rum­lar­da, da­ra­cık bal­kon­suz ev­ler­de zaman ge­çi­ri­yor­lar. Onlar için nefes alanı o ka­la­ba­lık me­kan­lar. Eee her­kes bizim kadar şans­lı değil, çı­ka­cak­sın sa­hi­le, has­ta­ne al­tın­dan Özbel' e kadar yü­rü­ye­cek­sin. Halin mi yok, pen­ce­re­ni aç, evde mis gibi ha­vay­la ta­ze­le­nir­sin.Do­ğa­mız­da var bu. 
Ortam bizi yo­ru­yor­sa bı­ra­kıp gi­di­yo­ruz. Gi­di­yo­ruz sı­kış­tık­ça, da­ral­dık­ça, ça­ba­la­yıp bo­ğuş­mak ye­ri­ne, ka­çı­yo­ruz.Yo­rul­mak is­te­mi­yo­ruz. Yo­ru­la­cak kadar din­le­nip, boş du­ru­yo­ruz oysa. Bo­zu­la­nı dü­zelt­mek zor ge­li­yor, hemen bı­ra­kı­yo­ruz. Kir­le­ne­ni te­miz­le­mek ye­ri­ne atı­yo­ruz.
 
     Ge­çi­ne­me­yin­ce, an­la­ma­ya ça­lış­mak, ile­ti­şim kur­mak, sab­re­dip emek sarf etmek ye­ri­ne bo­şa­nı­yo­ruz. Ev­la­dı­nı şı­ma­rık ye­tiş­ti­rip ba­şa­ra­ma­dım, ter­tip­li dü­zen­li ya­pa­ma­dım, di­sip­li­ni gör­sün, öğ­ren­sin diye ya­tı­lı okul­la­ra, yurt­la­ra gön­de­ren anne- ba­ba­lar var.So­ru­nu bı­ra­kın, so­rum­lu­luk almak is­te­mi­yo­ruz. Ev­la­dın derdi ta­sa­sı bit­mi­yor, okul üni­ver­si­te, aman bir de dünür, torun uğ­ra­şa­mam
kö­pe­ği­mi se­vi­yo­rum, bana ye­ti­yor diyor, yeni nesil.Ne kadar di­renç­siz, güç­süz, mu­ka­ve­met­siz olduk. Bez­gin, mis­kin ve ke­yif­si­ziz aynı za­man­da. Doyma bil­gi­si yok uya­ran­lar­da. Zevk sı­nı­rı, haz öl­çü­sü. Li­mit­ler kay­bol­du, al­gı­lar devre dışı. Kah­ka­ha­lar­la gülen in­san­lar yok artık. Ya ilaç­la sa­ki­niz veya mad­dey­le coş­ku­lu.

    Öl­me­dik, ruh­la­rı­mız be­den­le­ri­miz de ancak, ruh­la­rı­mı­zın ışık­la­rı sön­müş, gü­neş­le­ri so­ğu­muş.Sihri kaç­mış gibi ya­şa­mın. Renk­le­ri sol­muş. Sev­gi­ler yap­ma­cık gös­ter­me­lik, aşk­lar ih­ti­ras­lı bir he­ves­lik. Çok hızlı akı­yor zaman.Ta­nı­ma­dan dost, tat al­ma­dan düş­man olu­yor in­san­lar. Se­bep­ler ve so­nuç­la­rı da karma ka­rı­şık. Soğuk ma­kar­na gibi iliş­ki­ler.Tadı kaç­mış çay gibi buruk may­hoş lez­zet­siz.Ge­çi­ci he­ves­le­re yö­ne­li­yo­ruz. Anlık ve zah­met­siz. 
Evde yemek ha­zır­la­ma­ya uğ­raş­mak ve son­ra­sın­da bu­la­şık ta­bak­la­ra do­kun­mak ye­ri­ne, dı­şa­rı çıkıp afi­yet­le doyup dö­nü­yo­ruz. Yemek ha­zır­lar­ken ye­ni­le­nen, ço­ğa­lan bir çok duy­gu­yu da ka­çır­mış olu­yo­ruz. Mi­ni­cik be­bek­le­ri ba­kı­cı­ya verip, gün boyu bo­ğuş­mu­yo­ruz belki ama onun ta­ze­cik zih­ni­ne ilk ka­zı­nan port­re, ilk do­yu­ran do­ku­nuş da ola­mı­yo­ruz.Ne kadar ko­lay­sa ra­ha­tı­mız o kadar kolay olu­yor kay­bet­me­miz.
   
     Oysa yat­tı­ğı­mız yer­den belli olu­yor ha­li­miz. Ese­ri­miz gös­te­ri­yor bizi. Ya aslan yü­rek­li Ric­hard veya batan ge­mi­yi ilk ter­ke­den fa­re­cik olu­yo­ruz. Karar bizim. Eli­mi­zi yü­re­ği­mi­ze atıp ka­rış­tı­ra­lım. Ede­ri­miz ne, ça­re­le­ri­miz neler. Za­ma­nı de­ğiş­ti­re­me­yiz ama me­ka­nı ve ci­ha­nı el­bet­te de­ğiş­ti­ri­riz.Ban­ka­la­ra gü­ven­me, milli ser­ma­ye­yi dı­şa­rı taşı .Okul­la­rı be­ğen­me, be­yin­le­ri dı­şa­rı kaçır. Eli­miz­deka­lan­la­rı, iş­tah­la göz­le­yen­ler var. Kaç­tık­ça büyür so­run­lar, yüz­le­şip bo­ğuş­ma­lı. Çare ışık­ta değil, çare ka­ran­lı­ğa ışık ol­mak­ta.Ter­le­me­den ele geçen, uğur­la­ma­dan gider. Be­de­li ka­dar­dır de­ğe­ri.Kıy­me­ti­ni art­tı­rır emeği.


Okunma Sayısı: 4304

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.