LAÇİNNN
Muğla
15 Mayıs, 2026, Cuma
  • DOLAR
    44.51
  • EURO
    51.67
  • ALTIN
    6625.8
  • BIST
    12.938
  • BTC
    66595.100$

DÖRDÜNCÜ CEMRE

19 Mart 2015, Perşembe 12:54

Bazen kalem durur. Kı­pır­da­maz kağıt üze­rin­de. Yürek kas­ka­tı, zihin karma ka­rı­şık­tır. Bir soluk ge­re­kir onu koş­tur­ma­ya. Bir he­ye­can,bir coşku. Bazen bir dost mer­ha­ba­sın­da, bazen bir di­len­ci du­asın­da, bir bebek çığ­lı­ğın­da, bir yıl­dı­zın pı­rıl­tı­sın­da, rüz­gar­da, gülde, te­bes­süm­de bulur o he­ve­si, ne­şe­yi. Tu­ta­maz­sı­nız o zaman. Deli bir doru olur, do­la­nır kağıt üze­rin­de. Ne jokey görür gözü, ne din­ler seyis sözü.Akar ahenk­le, geç­miş­ten süzer, ge­le­ce­ğe dizer. Sa­lı­nır, sü­zü­lür, dans eder. Bı­ra­kın o zaman, ne­fe­si tü­ke­ne­ne, yo­ru­lup bi­te­ne kadar koş­sun. Kur­tul­mak is­te­dik­le­ri­ni sa­vu­rup atsın, sun­mak is­te­dik­le­ri­ni paket yap­sın, sak­la­mak is­te­dik­le­ri­ni san­dık­la­sın. Öze­li­ni, gü­ze­li­ni, ne­şe­si­ni, öf­ke­si­ni satır satır döke saça yaz­sın.Bir za­man­dır, ka­le­mim can­sız, yü­re­ğim he­ye­can­sız­dı. Yo­rul­muş, ta­kat­siz kal­mış­tı. Mü­rek­ke­bi sol­muş, tat ver­mez ol­muş­tu. Yeni mer­ha­ba­lar ile tatlı bir coşku buldu. Yeni diyar, yeni in­san­lar, yeni mer­ha­ba­lar taze kan oldu ka­le­mi­me. Yaz­dık­ça se­vi­yor, sev­dik­çe ya­za­bi­li­yo­rum. Se­lam­la­rı­nız ge­li­yor, te­şek­kür­le­ri­niz ula­şı­yor, tak­dir­le­ri­niz içimi ta­ze­li­yor.Göz­le­ri­ni­ze ba­ka­bi­li­yo­rum siz­le­rin. Gü­lüş­le­ri­niz yü­re­ği­mi ısı­tı­yor. Bir de ka­lem­le­ri­niz akıt­sa içi­niz­de­ki­le­ri. Mer­ha­ba­la­rı­ma, mer­ha­ba­lar gelse. Kim, nasıl, ne­re­de ya­şı­yor bi­le­bil­sem.​Boş­lu­ğa çığ­lık atıp, se­si­mi bek­le­me­ye ben­zi­yor, ses­siz­ce ve ümit­le yü­re­ği­ni yazıp, okun­ma­sı­nı bek­le­mek. Yal­nız­lık ada­sın­dan, diğer yal­nız­la­ra el sal­la­mak, se­si­ni du­yur­ma­ya ça­lış­mak.Yağ­mur duası yapan köy­lü­le­rin, eve dö­ner­ken ıs­lan­ma­yı hayal et­me­si gibi. Ço­cuk­la­rın coş­kuy­la, gök ku­şa­ğı­nı ya­ka­la­ma­ya koş­ma­sı gibi. Gök ku­şa­ğı za­ma­nı, ıs­lan­mak, ay­dın­lan­mak ve renk­len­mek. Gök ku­şa­ğı za­ma­nı. Neydi gök ku­şa­ğı... Yağ­mur, güneş, iki­si­nin valsi, gök ku­şa­ğı...​Ha­ya­tın tıl­sı­mı bu üçgen. Zaman se­lin­de, yap­rak gibi sü­rük­le­nir­ken, göze değen, yü­re­ğe do­ku­nan, başka gö­nül­ler­ce zevk­le oku­nan­si­hir­li bir şiir. Yağ­mur- ışık- gök ku­şa­ğı...Ço­cuk­ken baş­la­yan ha­yal­ler, ilk genç­lik­te küçük ide­al­ler, fa­kül­te­de dur­du­rul­maz he­def­ler. Hepsi yağ­mur gibi üst üste gelip, günü- ge­ce­yi an­la­ma­dan bi­ti­ri­yor­lar. Yir­mi­ye kadar olan za­man­da her gün yeni bir SEN, yeni bir ki­şi­lik tab­lo­su çi­ze­rek ge­çi­yor. Öyle hızlı ki not al­maz­san ha­tır­la­ya­ma­ya­ca­ğın kadar fazla ve fark­lı. Selin kumu gibi in­ce­ler sü­rük­le­nip gi­di­yor da ağır taş­lar, dibe çöküp ka­lı­yor öy­le­ce. Neyin kum, neyin çakıl, neyin ağır taş ol­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni çö­ze­me­yecek kadar toy­sun üs­te­lik. Sonra zaman daha yavaş iş­li­yor. Otuz­dan el­li­ye kadar, ağır aksak se­ne­ler için­de, ha­ya­tı­mız­da çok az şey de­ği­şi­yor. Dolap bey­gi­ri gibi aynı sabit de­ğer­ler et­ra­fın­da, ha bire vakit öl­dü­rü­yor­su­nuz. Sa­çı­nı­zın rengi, cil­di­ni­zin şekli dı­şın­da hemen hemen hiç bir şey de­ğiş­mi­yor. Çoğu zaman de­ğiş­sin is­te­mi­yor­su­nuz, bazen de de­ğiş­ti­re­mi­yor­su­nuz. De­ği­şen ufak tefek olay­la­ra da soğuk bir mut­lu­luk, nazik bir se­vinç du­yu­yor­su­nuz. Coş­ku­lu çığ­lık­lar, şen kah­ka­ha­lar aza­lı­yor iyice.​Yağ­mur ha­yal­ler, güneş ya­şa­mın, ya­şan­dı­ğı an, peki ya gök ku­şa­ğı. Ne­re­de, gö­re­bi­li­yor mu­su­nuz. Belki de öyle bir şey yok. O sa­de­ce­ço­cuk­la­rın ha­ya­li. Hala gö­rü­yo­rum diyen, için­de­ki ço­cu­ğu ya­şa­tan­la­rın id­di­ası. Res­mi­ni çe­ken­ler mi, hadi ya, mon­taj ol­ma­sın. Gök ku­şa­ğı güneş ve yağ­mu­run valsi de­miş­tik, yani ger­çek ve ha­ya­lin bir­bi­ri­ne ge­çi­şi. Ger­çek ve ha­ya­lin bir­lik­te dem­len­di­ği, kıvam bul­du­ğu boyut. Ger­çe­ği hayal ta­dıy­la ya­şa­mak, öy­le­si­ne can ala­rak. Ha­ya­li ger­çek ta­dıy­la his­set­mek, öy­le­si­ne do­ku­nu­lur tu­tu­lur. Anı, anın ge­tir­di­ği duy­gu­yu er­te­le­me­mek. Za­ma­nın hı­zın­da sav­rul­ma­mak. Ge­rek­siz ku­ral­lar­la ken­di­miz ve­sev­dik­le­ri­mi­ze ha­ya­tı zehir et­me­mek. Za­ma­nı da­ralt­ma­mak. Yay­mak, ge­niş­let­mek, zevk almak. Ço­ğalt­mak,ço­ğal­mak.Gece uy­ku­nu­zu ko­va­la­yın git­sin. Mis­kin mis­kin nev­re­si­me desen ol­ma­yın. Keş­fe­din ge­ce­nin ta­dı­nı. Ka­la­ba­lık bir me­kan­da, gü­rül­tü­lü müzik, ak­lı­nı­zı se­ya­ha­te gön­de­ren, size mola ver­di­rip, siz­den bi­ha­ber yapan içe­cek­ler ol­ma­dan. Sade, ka­tı­şık­sız, tekil ka­la­ba­lık­sız. Siz ve has­sas yü­re­ği­niz. Ge­zi­nin, ge­ce­nin ses­siz­li­ğin­de, ru­hu­nu­zun çığ­lık­la­rı­nı din­le­yin. Ağ­la­yın, va­ra-yo­ğa. Bir ba­ha­ne bulun, Af­ri­ka da ki açlar, sa­vaş­ta ki ço­cuk­lar, nesli tü­ke­nen pan­da­lar. Göz pı­nar­la­rı­nız ça­lış­sın. Yü­re­ği­niz tit­re­sin, bey­ni­niz bu­ruş­sun, ter­le­sin. Sonra o yor­gun göz­le­ri­niz­den dam­la­sın yü­re­ği­ni­zin teri. Islak kir­pik­le­ri­niz­le, lam­ba­nın ölgün ışı­ğı­na bakın, gök ku­şa­ğı orada. O evet, gök ku­şa­ğı ger­çek­miş. Islak kir­pik­le­ri­mi­ze sak­la­na­cak kadar küçük. Ha­yal­le­ri­mi­ze taç ola­cak kadar büyük.​Kirpiğim­de par­la­yan gök ku­şa­ğı, kuru göz de oluş­maz bi­li­rim,Boşa öten bül­bül değil reh­be­rim, kül olan per­va­ne­ye özen­dim.Yü­re­ği­niz daha yavaş atı­yor, eli­niz aya­ğı­nız ha­re­ket etmek için naz­la­nı­yor­sa, yağ­mu­ra, gü­ne­şe, gök ku­şa­ğı­na ih­ti­ya­cı­nız var de­mek­tir.​Hedefle­rin son bul­ma­sı kadar kötü bir son yok­tur. Yeni he­def­ler bul­mak, yeni ha­yal­ler kur­mak, ye­ni­len­mek,ta­ze­len­mek ge­re­kir. Gö­nül­de toz­la­nır, küf­le­nir pas­la­nır. Gece ağ­la­yan yavru kedi sesi, sizi so­ka­ğa çı­kar­tıp onu arat­mı­yor­sa toz­lan­mış­tır gön­lü­nüz. Çay bah­çe­si­nin önün­de ke­yif­li ço­cuk­la­rın sesi, sizi yo­ru­yor­sa, pas­lan­mış de­mek­tir yü­re­ği­niz. Göz­le­ri­ni­ze bütün sı­cak­lı­ğı ile bakan bir kö­pe­ği ok­şa­ya­mı­yor­sa eli­niz, küf­len­miş de­mek­tir kal­bi­niz. Yağ­mur umu­du­nuz, ha­yal­le­ri­niz, he­def­le­ri­niz. Ku­rut­ma­yın yü­rek­le­ri­ni­zi, çöle dön­dür­me­yin gön­lü­nü­zü. Hayat orada can bu­lu­yor.Güneş ve ışık, gay­re­ti­niz, bil­gi­niz, bi­ri­ki­mi­niz. Ce­ha­let ka­ran­lı­ğın­da boğ­ma­yın ge­le­ce­ği­ni­zi, öğ­ren­mek­ten kork­ma­yın,keyif alın.Gök ku­şa­ğı ise, duy­gu­nuz, he­ve­si­niz, ka­na­ati­niz, şük­rü­nüz. Gör­mek is­te­di­ği­niz her renk, eli­niz­le iş­le­di­ği­niz yerde. Göz­le­ri ola­nın,yü­re­ğin­de sevgi ta­şı­yan­la­rın, gök ku­şa­ğı her zaman var­dır. Gönül se­ma­la­rı­nı­zı ren­ga­renk gök ku­şak­la­rı ile ay­dın­la­tın. Siz­den bes­len­sin­ka­ran­lık si­ne­ler, bes­len­sin­ler de alemi ışıl ışıl ay­dın­la­ta­lım.Ka­ran­lık değil gece, gün yo­rul­du o kadar,Gün­dü­zü ge­ti­ren sen ol, sev se­ve­bil­di­ğin kadar... 


Okunma Sayısı: 4568

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.