LAÇİNNN
Muğla
15 Mayıs, 2026, Cuma
  • DOLAR
    44.51
  • EURO
    51.67
  • ALTIN
    6625.8
  • BIST
    12.938
  • BTC
    66595.100$

DÖRDÜNCÜ CEMRE

27 Mart 2015, Cuma 12:51

Ge­ce­nin ka­ran­lı­ğın­dan mı yoksa be­de­nin yor­gun­lu­ğun­dan mı bi­le­mem ama sa­ba­ha karşı, gün ağa­rır­ken bit­kin olu­yor beden,
bez­gin olu­yor ruh. Gece iyice ağır­la­şıp, zifti bir siyah kap­lı­yor alemi. Yıl­dız­lar son güç­le­ri­ni kul­la­na­rak par­lı­yor­lar. Uyuya kal­ma­sın­lar
diye bek­le­yen­ler­de­nim. Ka­pa­tır­lar da göz­le­ri­ni, yo­lu­nu bu­la­maz diye dı­şa­rı­da­ki­ler, dağ bayır uzak­ta­ki­ler. Şar­kı­lar söy­le­yip, şi­ir­ler
oku­yo­rum, il­ginç hi­ka­ye­ler an­la­tıp, uy­ku­la­rı­nı da­ğı­tı­yo­rum. Sim­si­yah saç­la­rı­nı ok­şu­yo­rum ge­ce­nin, du­alar mı­rıl­da­nı­yo­rum de­rin­le­ri­ne.
İyice din­len­sin, ra­hat­la­sın da va­kit­li­ce git­sin diye.
Yü­re­ği ız­dı­rap­lı olan­la­ra gece de ma­na­sız. Kak­tüs bes­li­yor, dü­şün­ce­le­ri ya­tak­la­rın­da. Cadı ka­za­nı olmuş yas­tık­la­rı, pe­ri­ler ef­sun­lu ik­sir­ler kay­na­tı­yor üzer­le­rin­de. Ke­mik­le­ri bir­bi­ri­ne ge­çi­yor, kas­la­rı bağ­rı­şı­yor. Göz­le­ri gü­neş­te. Ge­ce­yi görev ge­re­ği öğü­ten de var, sevda der­diy­le eri­ten de var. Vus­lat ta­dıy­la dem­le­yen de var, piş­man­lık acısı, tövbe yağ­mu­ruy­la ıs­la­tan da... 
Ko­ri­dor aynı, be­be­ği­nin se­si­ni duy­mak için dokuz do­ğu­ran baba da ayak­ta, evde ateş­li be­be­ği­ni bı­rak­mış hem­şi­re de. Gece aynı, zaman aynı, ame­li­yat­tan çıkan hasta da o ge­ce­yi bi­ti­rir­ken yavaş yavaş bi­ti­yor, ça­re­si kal­ma­mış ba­ba­sı­nı- an­ne­si­ni bek­le­yen de yavaş yavaş tü­ke­ni­yor. So­ka­ğın bir ucun­da şer yürek te­tik­te, ka­ran­lı­ğı he­sap­lı­yor, si­ya­ha bu­la­yıp ru­hu­nu, ge­ce­ye ka­rı­şa­rak can ya­kı­yor, huzur bo­zu­yor. So­ka­ğın diğer ucun­da, huzur bek­çi­le­ri, ka­ran­lı­ğa ışık olup ge­ce­den, sim­si­yah ruhlu, ka­ran­lık in­san­la­rı top­lu­yor. Gece aynı, zaman aynı. Dua ile eşini gön­de­ren kadın, hu­zur­la uy­ku­ya sü­zü­lür­ken, şey­tan­la söy­le­şip an­la­şan diğer kadın, onun dualı eşi­nin ru­hu­na sü­zü­lü­yor sin­si­ce. Gün ışır­ken to­par­la­nıp gi­di­yor gece, dü­zen­li bir anne gibi, hiç bir mal­ze­me­si­ni unut­ma­dan. Uy­ku­da ge­çi­ren­le­ri hiç uyan­dır­ma­dan. Ruhu duy­mu­yor hu­zur­lu in­san­la­rın. Gece onlar için is­ti­ra­hat za­ma­nı. Ne til­ki­le­rin dan­sı­nı bi­li­yor­lar, ne kurt­la­rın sofra ha­zır­lık­la­rı­nı his­se­di­yor­lar. Yak­la­şan fır­tı­na­yı, pusu da bek­le­yen teh­li­ke­le­ri de fark et­mi­yor­lar. Gü­ven­mek güzel. Te­vek­kül etmek güzel. Sü­ku­net ve huzur da pa­ha­sı bi­çil­mez nimet, ancak hep­ten de de­lik­siz uyu­na­cak zaman değil. Uy­ku­la­rı rafa kal­dı­rıp, aklı, id­ra­ki, ba­si­re­ti, ce­sa­re­ti şaha kal­dır­mak za­ma­nı.
Mev­si­mi ge­çin­ce gülü dik­sen tut­mu­yor. Demir ta­vın­da dö­vü­lüp, ağaç yaş­ken eği­li­yor. Bor'un pa­za­rı­nı ka­çı­rıp eşeği Niğde'ye sü­recek vakit yok. Evet gece iyice ka­rar­dı, sa­ba­ha ha­zır­lan­ma­lı, ted­bi­ri al­ma­lı, ça­lış­ma­lı ki evlat hesap sor­ma­sın, ecdat ka­bir­de ağ­la­ma­sın.
Dünya zin­dan­dır bu­yu­ru­yor alim­ler, ışık­sız yır­tık­sız siyah bir atlas gibi. De­lik­siz bir kara balon gibi, ci­ğer­le­ri­ne kadar dolan sim­si­yah is gibi. Ne dert­le­ri var da ha bire ka­ra­lı­yor, ka­ran­lık di­yor­lar dünya ya. Doğ­ru­luk payı yok mu. İstek­ler akla üf­le­yin­ce buhar olu­yor akıl, sak­la­nı­yor vic­dan. Şimdi Öz­ge­can' ın an­ne­si­ne, gü­ne­şi pa­ket­le­yip ver­se­niz, mum ışığı kadar ay­dın­la­nır mı yü­re­ği. Veya o vah­şi­le­ri,
gü­ne­şe atıp ka­lay­la­sa­nız, as­falt olmuş ruh­la­rı par­lar mı. Ber­kin Elvan' ın ka­ran­lık mıdır kabri. Var mıdır bir te­la­şı, bir derdi. O na dünya
pırıl pırıl ay­dın­lık desek, kab­ri­nin üze­ri­ne spot­lar dik­sek, ina­nır ikna olur, döner mi bu kar­ma­şık dün­ya­ya. Fırat, gen­ce­cik bir umut.
Ka­nın­da boz­kurt­lar kay­na­şan körpe yiğit. Ka­ran­lı­ğın ko­ku­sun­dan tik­si­nip, dur di­yecek ce­sa­re­ti için­den fış­kı­ran taze. Kim ka­nı­nın siyah
le­ke­si­ni si­le­bi­lir, üze­ri­miz­den. Kim gü­lü­şüy­le ışı­ta­bi­lir ya­nın­da­ki­le­ri ye­ni­den.
Sim­si­yah el­le­ri­ni açan mi­ni­cik ma­sum­la­ra, akıl almaz iş­ken­ce­ler ya­pan­lar da gü­neş­te ay­dın­la­nı­yor. Ye­ti­min ma­lı­nı, gö­zü­nü kırp­ma­dan emen, elini açıp utan­ma­dan, di­li­nin ucuy­la Allah diyen de ısı­nı­yor bu gü­neş­te. Gece aynı, zaman aynı. Güneş aynı, gün aynı. Si­ya­hı ka­ran­lık yapan da insan, ge­ce­ye ışık olmak için öm­rü­nü he­di­ye eden de insan.
Demek ki gece ru­hu­mu­zu din­len­dir­di­ği­miz değil, ru­hu­muz­dan dem­len­dir­di­ği­miz­dir as­lın­da. Yıl­dız­lar ba­ha­ne, yönü belli olana. İsti­ka­me­ti ışık olan ge­ce­yi var­lı­ğıy­la ay­dın­la­tır. Edi­son' un ya­ta­ğı mı yoktu, uyku ilacı mı bu­la­mı­yor­du. Ka­ran­lık kor­ku­su mu vardı,
zen­gin olmak hırsı mı. Sa­de­ce in­san­dı. İnsanı se­vi­yor­du, eme­ği­ni tüm in­san­la­ra he­di­ye edecek kadar çok.
Ge­ce­ler uza­ma­sın, ay­dın­lık yü­rek­le­ri­miz­den bir avuç ateş bö­ce­ği sa­vu­ra­lım. Deva ara­ya­lım, ni­ne­le­rin san­dı­ğın­dan, eski ev­le­rin bod­rum­la­rı­na kadar. Genç­le­re gi­de­lim, on­la­rın göz­le­ri ay kadar, yü­rek­le­ri güneş kadar ay­dın­lık. Biz de on­lar­dan bes­le­ne­lim.
Mis­kin mis­kin otur­ma­ya­lım, bir eli ezer de taş, he­pi­mi­zin eli­nin sesi de olur, gücü de. Yeter ki uza­ta­lım, esir­ge­me­ye­lim.
Gece gelir gider, ka­ran­lık daimi değil unut­ma­ya­lım. Ay­dın­lı­ğın der­din de sev­da­sın­da ola­lım.
Yağ­mur bek­li­yor ülkem ılık ve tit­rek, 
hu­zu­ru ve ba­rı­şı gay­re­tiy­le örecek.


Okunma Sayısı: 1474

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.