BENİM KNİDOSUM (5)
16 Nisan 2026, Perşembe 13:51Foto : Palamut bükü -1980.li yıllar..
Knidos Datça yarımadasının bütünüdür..Kültürü ile,tarihi ile bir sonsuzluk hazinesidir. 1964 yılında henüz kopil(ocuk) iken Knidos'a giderken şöyle bir uğrayı verdiğimiz Knidosun uzantısı ,hatta Knidos öncesi Triopion uygarlığının merkezi Palamut bükünden sırası gelmişken ,elime fırsat geçmişken uzun uzun söz etmeden olmaz..Etle tırnak ayrılmaz..
Mevsim bahardı palamut ağaçları yol kenarına inci gibi dizilmişti.ve herkes alandaydı..Kimisi çift sürüyor, kimisi koyun güdüyor, kimisi palamut ağacı kesiyordu..
Merak ettik..Örtmenlerimize bu devasa palamut ağaçlarını niçin kestiklerin sorduk.
Köy enstitüsü mezunu olan örtmenlerimiz uzun uzun anlattılar..
Palamut bir zamanlar Datçamızın önemli geçim kaynaklarından biriymiş. Palamut meyvesinin kabuğunda bulunan T A N E N denen bir madde boya ve tabaklama yapımında kullanılıyormuş. Bunun sentetiği kimyasal formüllerle imal edilince Palamutlarımız ekonomik ve ticari kıymetini yitirmiş.. Köylüler palamudu kesip yerine payam,zeytin,tütün dikeceklermiş. v.s. v.s.
Bakla gözlüklü başı çekili ,masum bakışlı bir ninecik sahile yakın bir yerde elinde upuzun bir ip , koyun güdüyordu..
Asılları buralı,betçeli olan Örtmenlerimizin tanıdığıymış.. Teker teker pamuk gibi yumuşacık ellerini öptük.. Memnniyetini belirtmek istercesine bazılarımızı yanaklarımızdan öptü..Bazılarımızın başını okşadı.
Ve 1969 yılında Muğla'da Lisede okurken Cumhuriyet gazetesinde tefrika halinde yayınlanan Halikarnas balıkçısının "Deniz gurbetçileri " adlı eserinde Palamut büklü Ç a k ı r -A y ş e ' ninemizin ,büyük aşkı avlonyalı (Mesudiye-Avlana) Hamza Reis'in hasreti ile yanıp tutuşarak son nefesini vermesini okurken hüngür hüngür ağlamıştım..
"....Bir mum sönmeden önce ,olanca ışığıyla son bir harlaması vardır ya..! Çakır Ayşenin gönlü ve sevgisi de dalkılıç gibi çırılçıplak sıyrılıverdi ortaya..Dış dünyayı görmeyen gözleri A v l o n y a 'nın masmavi denizinde ,Hamza'nın kürek çekerek kendine doğru geldiğini gördü..
Dudakları hafiften titredi..Sert sert soluyordu.Çakır Ayşe bir harlayışla ,bütün ışığını ve canını verdi.
Atıldı kayığa.. Hamza'ya "Ohhh. geldim " dedi..Çok korkuyordum sana yetişemiyeceğim diye "
"..Son soluk olarak palamut bükü sahilindeki kulübesindeki iç çekişi duyuldu..
Sonra yine karanlık oldu..Ama o karanlıktan sonra karanlık mı oldu.. aydınlık mı oldu duymadı..
Çakır Ayşe bir "Ohh." dedi.İki büklüm yerinde yığıldı kaldı.."
Bu günün Datçasında.....
Palamut büklü Ç a k ı r - A y ş e 'yi de...Avlonyalı Balıkçı Hamza'yı da..
Palamut bükünü de.. Avlonya koyunu da (Ova bükü )
Dünyanın bu tarafında yaşanan son derece masum , doğal ve duygusal aşkları da öldürdük..
M a a l e s e f ...
Kaynak : Deniz gurbetçileri -Halikarnas balıkçısı
(sürecek)
11-04-2026
Y.Ziya Özalp
Okunma Sayısı: 265


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.