LAÇİNNN
Muğla
15 Mayıs, 2026, Cuma
  • DOLAR
    44.51
  • EURO
    51.67
  • ALTIN
    6625.8
  • BIST
    12.938
  • BTC
    66595.100$

BENİM KNİDOSUM (5)

16 Nisan 2026, Perşembe 13:51

Foto  :  Palamut bükü -1980.li yıllar..

  Knidos Datça yarımadasının  bütünüdür..Kültürü ile,tarihi ile bir sonsuzluk hazinesidir.  1964 yılında  henüz kopil(ocuk) iken  Knidos'a giderken  şöyle bir uğrayı verdiğimiz Knidosun uzantısı  ,hatta Knidos öncesi Triopion uygarlığının  merkezi   Palamut bükünden   sırası gelmişken ,elime fırsat geçmişken  uzun uzun söz etmeden olmaz..Etle tırnak ayrılmaz..
  Mevsim bahardı palamut ağaçları yol kenarına inci gibi dizilmişti.ve herkes alandaydı..Kimisi çift sürüyor, kimisi koyun güdüyor, kimisi  palamut ağacı kesiyordu..
  Merak ettik..Örtmenlerimize bu devasa palamut ağaçlarını niçin kestiklerin sorduk.
  Köy enstitüsü mezunu olan örtmenlerimiz  uzun uzun anlattılar..
Palamut bir zamanlar Datçamızın önemli geçim kaynaklarından biriymiş. Palamut meyvesinin kabuğunda bulunan T A N E N  denen bir madde  boya ve tabaklama yapımında kullanılıyormuş. Bunun sentetiği  kimyasal formüllerle imal edilince Palamutlarımız ekonomik ve ticari kıymetini yitirmiş.. Köylüler  palamudu kesip yerine payam,zeytin,tütün dikeceklermiş. v.s. v.s.
 Bakla gözlüklü başı çekili ,masum bakışlı  bir ninecik  sahile yakın bir yerde  elinde upuzun bir ip , koyun güdüyordu..
Asılları buralı,betçeli olan Örtmenlerimizin tanıdığıymış.. Teker teker  pamuk gibi yumuşacık   ellerini öptük.. Memnniyetini belirtmek istercesine bazılarımızı yanaklarımızdan öptü..Bazılarımızın başını okşadı.
Ve 1969  yılında Muğla'da Lisede okurken Cumhuriyet gazetesinde tefrika halinde yayınlanan  Halikarnas balıkçısının  "Deniz gurbetçileri " adlı eserinde  Palamut büklü Ç a k ı r  -A y ş e '  ninemizin  ,büyük aşkı avlonyalı (Mesudiye-Avlana) Hamza Reis'in   hasreti ile yanıp tutuşarak  son nefesini vermesini okurken hüngür hüngür ağlamıştım..
"....Bir mum sönmeden önce ,olanca ışığıyla son bir harlaması vardır ya..! Çakır Ayşenin  gönlü ve sevgisi de dalkılıç gibi çırılçıplak sıyrılıverdi ortaya..Dış dünyayı görmeyen gözleri A v l o n y a 'nın masmavi denizinde  ,Hamza'nın  kürek çekerek kendine doğru geldiğini gördü..
    Dudakları hafiften titredi..Sert sert soluyordu.Çakır Ayşe bir harlayışla ,bütün ışığını ve canını verdi.
Atıldı kayığa.. Hamza'ya  "Ohhh. geldim " dedi..Çok korkuyordum sana yetişemiyeceğim diye "
"..Son soluk olarak  palamut bükü sahilindeki kulübesindeki iç çekişi duyuldu..
Sonra yine karanlık oldu..Ama o karanlıktan sonra karanlık mı oldu.. aydınlık mı oldu duymadı..
   Çakır Ayşe bir "Ohh."  dedi.İki büklüm yerinde yığıldı kaldı.."
Bu günün Datçasında.....
Palamut büklü  Ç a k ı r - A y ş e 'yi de...Avlonyalı Balıkçı Hamza'yı da..
Palamut bükünü de.. Avlonya koyunu da (Ova bükü )
 Dünyanın bu tarafında yaşanan  son derece masum , doğal ve duygusal   aşkları da öldürdük..
 M a a l e s e f ...
Kaynak :  Deniz gurbetçileri -Halikarnas balıkçısı 
(sürecek)

11-04-2026
 Y.Ziya Özalp


Okunma Sayısı: 265

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.