LAÇİNNN
Muğla
17 Temmuz, 2026, Cuma
  • DOLAR
    44.51
  • EURO
    51.67
  • ALTIN
    6625.8
  • BIST
    12.938
  • BTC
    66595.100$

ESMÂ İLE AHLÂKLANMAK - 3 EL-CEBBÂR, EL-MÜTEKEBBİR, EL-HÂLIK, EL-BÂRİ

16 Temmuz 2026, Perşembe 15:01

Can Dostlar!

Esmâü’l-Hüsnâ yolculuğumuza devam ediyoruz. Önceki yazılarımızda Rabbimizin güzel isimlerini yalnız dilimizle anmakla kalmayıp, o isimlerin bize öğrettiği kulluk bilincini hayatımıza taşımanın önemine dikkat çekmiştik.

Bugün de kısmet olursa el-Cebbâr, el-Mütekebbir, el-Hâlık ve el-Bâri isimleri üzerinde durmaya çalışacağız.

Bu isimler, insana çok önemli bir ölçü kazandırır:

Allah büyüktür; kul büyüklük taslamaz.
Allah yaratır; kul yaratılmışlara emanet bilinciyle bakar.
Allah onarır; kul kırmamaya ve kırılanı onarmaya çalışır.
Allah ölçüyle var eder; kul da hayatında ölçüyü bozmamaya gayret eder.

Kur’an’da Rabbimiz şöyle buyurur:

“O Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur. Melik’tir, Kuddûs’tür, Selâm’dır, Mü’min’dir, Müheymin’dir, Azîz’dir, Cebbâr’dır, Mütekebbir’dir. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.”
(Haşr, 59:23)

Bir sonraki ayette ise şöyle buyrulur:

“O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah’tır. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde ne varsa O’nu tesbih eder. O, Azîz’dir, Hakîm’dir.”
(Haşr, 59:24)

Bu iki ayet, bugün üzerinde duracağımız isimleri aynı kapıda buluşturur. Allah mutlak kudret sahibidir; büyüklük yalnız O’na aittir. Yaratmak, ölçüyle var etmek ve varlığa şekil vermek yalnız O’nun kudretindedir.

Kul ise bu isimler karşısında haddini bilir, Rabbini yüceltir ve yaratılmışlara karşı sorumluluğunu hatırlar.

EL-CEBBÂR: KIRIKLARI ONARAN, MUTLAK KUDRET SAHİBİ RAB

El-Cebbâr, Allah’ın mutlak kudret sahibi olduğunu; dilediğini yerine getiren, eksikleri gideren, kırıkları onaran, kulunu toparlayan ve hükmü karşısında hiçbir gücün duramayacağı Rab olduğunu bildirir.

Bu isim kula iki büyük hakikati hatırlatır.

Birincisi: Allah’ın kudreti karşısında hiçbir güç mutlak değildir.

İkincisi: Allah, kırılmış kalpleri, dağılmış umutları, eksilmiş güçleri ve çaresiz kalan kullarını rahmetiyle toparlayandır.

İnsan bazen hayatta kırılır. Bedeni yorulur, kalbi incinir, gücü azalır, umutları zedelenir. Her kapı kapanmış gibi olur. İşte kul o zaman bilir ki Rabbi el-Cebbâr’dır; kırığı onaran, zayıfı ayağa kaldıran, dağılmış olanı toparlayan O’dur.

Rabbimiz şöyle buyurur:

“Kullarım sana Beni sorarlarsa, şüphesiz Ben yakınım. Bana dua ettiğinde dua edenin duasına cevap veririm.”
(Bakara, 2:186)

El-Cebbâr’ı tanıyan insan, kırıldığında umutsuzluğa düşmez; Rabbine yönelir. Fakat bu ismin kulda yanlış anlaşılmaması gerekir. Kul cebbarlık taslamaz. İnsanlara zorbalık yapmaz. Gücünü baskıya, makamını ezmeye, sözünü kırmaya dönüştürmez.

Kur’an, zorbalığı ve haddi aşmayı kınar. Gücü kendinde mutlak gören insan, zamanla insanlara tepeden bakmaya başlar. Oysa el-Cebbâr olan Allah’tır; kula düşen, gücü varsa onarmak, imkânı varsa destek olmak, sözü varsa incitmeden söylemektir.

Bugün kendimize soralım:

Ben gücümü kırmak için mi kullanıyorum, onarmak için mi?

EL-MÜTEKEBBİR: BÜYÜKLÜK YALNIZ ALLAH’A AİTTİR

El-Mütekebbir, mutlak büyüklük ve yücelik sahibi olan Allah demektir. Büyüklük Allah’a yakışır; kula yakışan ise haddini bilmek, tevazu ve kulluktur.

İnsan için kibir, çok tehlikeli bir hastalıktır. Çünkü kibir, insanın hem Rabbine hem de insanlara karşı ölçüsünü bozar. Kibirli insan, hakkı duyduğunda eğilmek istemez; hatasını gördüğünde kabul etmekte zorlanır; kendisine verilen nimetleri kendinden bilir.

Rabbimiz şöyle buyurur:

“Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen ne yeri yarabilirsin ne de dağlara boyca ulaşabilirsin.”
(İsrâ, 17:37)

Bu ayet, insanı kendi sınırına çağırır.

Ey insan! Ne kadar büyürsen büyü, yeri yaramazsın. Ne kadar yükselirsen yüksel, dağlara ulaşamazsın. Öyleyse bu kibir niye?

Kur’an, Allah’ın kibirlenenleri sevmediğini bildirir:

“Şüphesiz Allah, büyüklük taslayanları sevmez.”
(Nahl, 16:23)

El-Mütekebbir’i tanıyan insan, büyüklük iddiasından vazgeçer. Çünkü bilir ki mutlak yücelik Allah’a aittir. Kulun değeri ise kendisini büyük göstermesinde değil, Rabbine karşı kulluğunu bilmesindedir.

Kibir insanı sertleştirir.

Tevazu insanı güzelleştirir.

Kibir insanı yalnızlaştırır.

Tevazu insanı sevdirir.

Kibir hakikate perde olur.

Tevazu hakikate kapı açar.

Bugün kendimize sormalıyız:

Ben hak karşısında eğilebiliyor muyum; yoksa nefsimi savunmak için gerçeği mi örtüyorum?

EL-HÂLIK: YARATAN YALNIZ ALLAH’TIR

El-Hâlık, yoktan var eden, yaratmayı takdir eden, varlığa hayat veren Allah demektir.

Kur’an’ın en temel çağrılarından biri şudur: İnsanın kendisini ve çevresindeki varlıkları düşünmesi. Çünkü yaratılış üzerinde düşünen insan, kendisinin başıboş olmadığını fark eder.

Rabbimiz şöyle buyurur:

“Allah, her şeyin yaratıcısıdır. O, her şey üzerinde vekildir.”
(Zümer, 39:62)

İnsan neyi üretirse üretsin, neyi planlarsa planlasın, neyi inşa ederse etsin; yaratma Allah’a aittir. İnsan ancak Allah’ın yarattığı malzemeyi kullanır, Allah’ın verdiği akılla işler, Allah’ın koyduğu düzen içinde hareket eder.

Bu hakikat insana tevazu kazandırır.

Çünkü insan kendi bedenini yaratmamıştır.

Aklını kendisi üretmemiştir.

Gözünü, kulağını, kalbini, nefesini kendisi var etmemiştir.

Dünyayı, toprağı, suyu, havayı, güneşi ve geceyi kendisi kurmamıştır.

El-Hâlık’ı tanıyan insan, yaratılmış her varlığa daha dikkatli bakar. İnsanı küçümsemez, canlıyı hor görmez, nimeti israf etmez, tabiatı hoyratça tüketmez.

Çünkü bilir ki yaratılan her şey, Allah’ın kudretinin bir ayetidir.

Kur’an şöyle buyurur:

“O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır.”
(Mülk, 67:2)

Demek ki yaratılış, sadece var olmak değildir. Hayat bir imtihandır. İnsan bu dünyada nasıl yaşadığıyla, nimete nasıl davrandığıyla, gücü nasıl kullandığıyla ve yaratılmışlara nasıl muamele ettiğiyle sınanmaktadır.

Bugün kendimize soralım:

Yaratılmışlara Allah’ın eseri ve emaneti olarak mı bakıyorum, yoksa onları çıkarıma göre mi değerlendiriyorum?

EL-BÂRİ: ÖLÇÜYLE VAR EDEN, YARATTIĞINI DÜZENLEYEN RAB

El-Bâri, yarattığını ölçüyle var eden, onu uyumlu ve dengeli kılan, her varlığı kendi yaratılışına uygun şekilde düzenleyen Allah demektir.

Allah yalnız yaratmakla kalmaz; yarattığını ölçüsüz, başıboş ve anlamsız bırakmaz. Her şeyde bir düzen, hikmet ve ölçü vardır.

Kur’an şöyle buyurur:

“O ki yarattı, düzenledi; ölçü koydu ve yol gösterdi.”
(A‘lâ, 87:2-3)

Bu ayet, yaratılıştaki düzeni ve yönlendirmeyi bize hatırlatır. İnsan bedeni bir ölçüyle yaratılmıştır. Gökler bir ölçüyle işler. Gece ve gündüz bir düzen içinde gelir. Toprak, su, rüzgâr, yağmur ve güneş bir ölçü içinde hayatımıza hizmet eder.

El-Bâri’yi tanıyan insan, ölçüsüz yaşamaktan sakınır.

Sözünde ölçü arar.

Harcamalarında ölçü arar.

Sevgi ve öfkesinde ölçü arar.

Yargısında ölçü arar.

İbadetinde, ticaretinde, aile hayatında ve toplumsal ilişkilerinde dengeyi korumaya çalışır.

Çünkü Rabbimiz ölçüyle yaratmış, insandan da ölçüyü bozmamasını istemiştir.

Kur’an’da şöyle buyurulur:

“Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu. Sakın ölçüde taşkınlık yapmayın.”
(Rahmân, 55:7-8)

Bu ayet, yalnız tartı ve teraziye değil; hayatın bütün dengesine işaret eder. İnsan ölçüyü bozduğunda zulüm ortaya çıkar. İsraf ölçüsüzlüktür. Kibir ölçüsüzlüktür. Öfke ölçüsüzlüğü kalpleri kırar. Hırs ölçüsüzlüğü insanı harama yaklaştırır.

Bugün kendimize sormalıyız:

Allah’ın ölçüyle yarattığı hayatta, ben hangi ölçüyü bozuyorum?

ESMÂ BİZE HADDİMİZİ VE YOLUMUZU GÖSTERİR

Can Dostlar!

Bugün üzerinde durduğumuz bu dört isim, insanı derin bir muhasebeye çağırır.

El-Cebbâr bize, kırıkları onaran ve mutlak kudret sahibi olan Rabbimizi tanıtır. Kula düşen, zorbalık değil; onarmak ve destek olmaktır.

El-Mütekebbir büyüklüğün yalnız Allah’a ait olduğunu bildirir. Kula düşen, kibir değil; tevazu ve kulluktur.

El-Hâlık yaratmanın yalnız Allah’a ait olduğunu öğretir. Kula düşen, yaratılmışlara emanet bilinciyle bakmaktır.

El-Bâri her şeyin ölçüyle ve hikmetle var edildiğini hatırlatır. Kula düşen, ölçüyü bozmadan yaşamaktır.

Unutmayalım:

Allah büyüktür; kul büyüklük taslamaz.

Allah yaratır; kul yaratılmışlara merhamet ve emanet bilinciyle yaklaşır.

Allah onarır; kul kırmamaya ve kırılanı onarmaya çalışır.

Allah ölçü koyar; kul o ölçüye göre yaşamayı öğrenir.

Rabbimiz bizleri; güzel isimlerini tanıyan, o isimlerle dua eden, haddini bilen, kibirden uzak duran, yaratılmışlara merhametle bakan ve hayatında ölçüyü koruyan kullarından eylesin.

Sağlıkla kalın, esen kalın, hoş kalın can dostlar.


Okunma Sayısı: 226

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.