12-01-2021 Orhan Keskinsoy
Orhan Keskinsoy

Orhan Keskinsoy

İÇKİ (ALKOL) SATIŞINA KONULAN YASAKLARA İNAT, YAŞASIN RAKI VE HAYAT!

(Rakı Haftası biterken…)
Size içkiyi(alkolü) övecek değilim. Hem zararını , hem de yararını anlatmak istiyorum. Tabii bilim insanlara başvuracağım;
*Bilim insanları, alkolün kalp ve damar hastalıkları üzerinde koruyucu bir etkisi olmadığını söylüyor..
*Ancak, çok fazla alkol tüketenlerin damarlarının açık olduğu saptanmış. Ancak, bu kadar alkol tüketilmesinin daha fazla yan etki yaptığı da saptanmış. 
*Amerikalı tıp uzmanlarının yaptığı araştırmaya göre,  aşırıya kaçmadan tüketilen alkolün yaşlılıkta bunama ve diğer zihinsel bozuklukları %23 azaltabildiğini göstermiş. Tercih edilen içkinin şarap ya da bira olması sonuçları etkilememiş. Hatta alkol alan 70 ile 81 yaş aralığındaki kadınlarda 20 yıl boyunca araştırma yapılmış, sonuç; düzenli olarak günde 15 gram alkol alan kadınların hiç içki içmeyen kadınlara göre daha yüksek düşünce ve mantık kapasitesi gösterdiklerini ortaya koymuş. Bu raporun sonunda şöyle denilmiş” Aşırıya kaçmayan miktarlarda alkol kalp ve damarları olumlu etkiliyor, kan dolaşımını iyileştiriyor ve böylece beyin damarlarındaki zedelenmelerden inmenin önlenmesine kadar etkili oluyor. Aynı zamanda nedenleri açıklanabilmiş olmamakla birlikte, Alzheimer riski de içki tüketimi ile azaltılabiliyor….”
*Yüksek miktarda alkol tüketimi, ağız boşluğu, yemek borusu ve karaciğer kanserlerine yakalanma riskini arttırıyor gerçi ama, bazı kötü huylu tümör türleri, düzenli olarak belirli miktarda alkol alan kişilerde daha az görülüyor.
*Yemekten sonra sert bir içki hazımsızlığı önlemez, daha arttırır.
*Alkol soğuya karşı insanı korumaz. Geçici bir sıcaklık verir, ancak daha sonra daha fazla üşütür. Birçok donma olayı, alkol alıp sızan insanlarda görünür. 
  Kaynaklar: Jackson R. Broad, J.Connor/  Naimi Z.S , Brown D.W. /Stampfer M.J, Kong J.H/ Morton L.M
 
TÜRKİYE'DE İÇKİNİN(ÖZELLİKLE RAKININ) ÖNEMİNE…
Anadolu'da içki, dost meclislerinin bir rituelidir. O meclislerde, sadece içki içilip eğlenilmez. Ders de verilir. 
O büyük sofraların, meclislerin bir adabı vardır:..
ŞEREFE!(Kadeh kaldırmak!)
Rakı masasında kadeh kaldırmak kurallara bağlıdır. Öyle her önüne gelen kadeh kaldıramazdı, tokuşturamazdı. Yaşına, başına, mevkiine bakmadan kadeh kaldıranlar ayıplanırdı. Nasıl ki içkiyi saki dağıtıyorsa, kadeh kaldırmakta o masadaki saygıda, sevgide önde olanın ödeviydi. Alevi-Bektaşi geleneğinde ise; masanın piri veya ereni:
“…Dostlar oturduğumuz gibi kalkmaya söz veriyor muyuz? 
Herkesten ,EVET yanıtı gelmesi üzerine;
-Söz mü?
Hep bir ağızdan;
-Söz!
Bektaşi(masanın piri)
-O zaman şeref sözü, şerefinize!
Diye kadehi kaldırır, bir daha tekrarlamazdı.
Öyle kafayı bulup”Haydi Vur!”demek yok yani…
Masanın en küçüğü sakidir. En büyüyü pirdir. 
Bu şeref sözüne rağmen, masada sarhoş olup, şeref sözüne sadık kalan olursa, ona DÜŞÜK  denir, bir daha da bu toplantılara çağrılmazmış. 
Sözümüzü çok değerli bir hekimin sözüyle bağlayalım:
“Hepimiz aynı dünyada yaşıyoruz. Bazen seviniyor, bazen üzülüyoruz. İşlerimizin iyi gittiği oluyor, kötü gittiği de. Çoğumuz da içki içiyoruz. İçki, günün sıkıntılarını azaltıyor biliyorum. Dostlar bir arada iken içmenin tadı da başka oluyor. Sizlerle bir hekim olarak değil,bir dost olarak konuşmak istiyorum. İçki içmeyen, sigara içmeyen, olun olnamayan; gazete ilanlarındaki damat adayları gibilerin, atasızlığını da övecek değilim. Bilim de, obizi kaskatı kuralların içine tıkmıyor. Öyleyse?
Tadında kalan güzeldir”( Prof. Dr. Erdal ATABEK
Yasaklara inat./Bir iki kadehle yaşasın hayat!

Bu yazı 480 defa okunmuştur.



Orhan Keskinsoy Diğer Yazıları
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer