19-11-2019 MİSAFİR YAZAR
MİSAFİR YAZAR

MİSAFİR YAZAR

RUMUZ : SENSİZ OLMAZ : - İKİ BEN­ZER AMA BİR O KADAR DA FARK­LI İKİ HİKAYE


Evvel zaman için­de Al­man­ya'da Ha­me­lin adın­da bir köy var­mış, bu köy bir neh­rin ke­na­rın­day­mış. Sakin ve se­vim­li bir köy­müş ancak 50 yıl kadar önce orada ya­şa­yan­lar git­tik­çe artan bir şe­kil­de o güzel köyü kir­let­me­ye baş­la­mış­lar, Yol­la­ra, ev­le­ri­nin önüne hatta git­tik­le­ri her yere çöp at­mış­lar. Ora­nın be­le­di­ye baş­ka­nı bile du­ru­mu gör­mez­den gelip, ko­nu­ya ih­mal­ker ba­kın­ca köy fa­re­ler ile dolup taş­mış. Ha­me­lin halkı fa­re­le­rin yay­dı­ğı has­ta­lık­lar­dan muz­da­rip­miş. Fa­re­ler şeh­rin her ye­rin­dey­miş, de­po­lar­da­ki pey­nir­le­ri ve do­lap­lar­da sak­la­nan yi­ye­cek­le­ri yiyor, tuz­lan­mış balık ka­sa­la­rı­na gi­ri­yor­lar, hatta be­şik­ler­de­ki be­bek­le­ri, küçük ço­cuk­la­rı ısı­rı­yor­lar­mış. Ayak­ka­bı­la­rın ve şap­ka­la­rın içine yuva ya­pı­yor­lar­mış artık. So­nun­da "kaval çalan bir adam" çal­dı­ğı şar­kı­lar­la fa­re­le­ri pe­şin­de takip gö­tür­müş ve Ha­me­lin kö­yü­nü fa­re­ler­den kur­tar­mış. Bu "Fa­re­li Köyün Ka­val­cı­sı" hi­ka­ye­si­ni çok kişi, bir­çok çocuk bilir.
Peki siz " Ke­di­li Datça'nın Ga­ze­te­ci­si" adını ver­di­ğim ger­çek hi­ka­ye­yi bi­li­yor­mu­su­nuz? Hayır mı de­di­niz, oku­yun o zaman şimdi ! Evvel zaman için­de değil, ama as­lın­da gü­nü­müz­de geçen bir ya­şan­tı­nın hi­ka­ye­si bu "Ke­di­li Datça'nın Ga­ze­te­ci­si". Hani ke­di­ler hep fare pe­şin­de­dir­ler ya, Datça'da ke­di­ler fa­re­le­ri yok etti gibi bir konu bek­li­yor­sa­nız ya­nı­li­yor­su­nuz. Adet­tir ba­yan­la­rın yaşı so­rul­maz, ya da söy­len­mez. Bun­dan 25-30 yıl önce Uşak 'da dünya gü­ze­li bir kız bebek dün­ya­ya gel­miş. Bü­yü­müş, genç kız olmuş, gü­zel­li­ği­ne gü­zel­lik kat­mış. Datça'da ak­ra­ba­la­rı var­mış, bir ta­ti­lin­de on­la­rı zi­ya­re­te gel­miş, geliş o geliş, o Datça'ya kal­bi­ni kap­tır­mış, Datça'lılar da ona. Bu genç bayan çok faal bir insan. İş ha­ya­tın­da ken­di­ni ga­ze­te­ci­li­ğe ada­mış, zevk­le, ge­ce­si­ni gün­dü­zü­ne ka­ta­rak de­li­ler gibi ça­lı­şı­yor, işine aşık demek en doğ­ru­su. Ne­re­dey­se bir ­kaç ki­şi­nin işini üst­len­miş yine de ba­na­mı­sın de­mi­yor. TV Mu­ha­bi­ri, TRT Ha­ber­de ça­lı­şı­yor, Datça Haber'de Üst Düzey Yö­ne­ti­ci. Gün­ler 24 saat denir ama ga­li­ba Tanrı onun için, ona özel 32 sa­at­lik gün­ler ya­rat­mış ki bir kol­tu­ğu­na üç-beş kar­puz sı­kış­tı­ra­bi­li­yor. Boş vakti yok­muş ama Tanrı bu güzel ve ça­lış­kan ba­ya­nın vü­cu­dun­dan taşan ener­ji­si­ni daha da çok kul­la­na­bil­me­si için son­ra­dan her gü­nü­nü hatta 32 sa­at­ten 48 sa­at­te çı­kar­mış, böy­le­ce de­di­ler gibi ça­lış­tı­ğı işi­nin ya­nın­da ho­bi­le­ri­ne bile zaman ayı­ra­bi­li­yor­muş.Yani bir günde nor­mal bir in­sa­na göre bir­kaç kat faal ve ve­rim­li olu­yor­muş.
Başka neler mi ya­pı­yor­muş? İşte şimdi asıl konum o. Kal­bi­ni, gön­lü­nü,
se­ve­cen­li­ği­ni sa­de­ce in­san­la­ra değil, çok kut­sal bir şey olan sokak
hay­van­la­rı­nı ko­ru­ma ve ya­şat­ma gibi gö­nül­lü bir gö­re­ve de ada­mış. Ke­di­ler
onun dün­ya­sı. Datça'da bir yavru kedi so­kak­ta­mı kal­mış, dört gün bo­yun­ca
miyav, miyav diye ba­ğı­rı­yor­muy­muş, so­nun­da yu­va­sı o genç ga­ze­te­ci­nin
evi ve şef­kat­li el­le­ri olu­yor­muş. Ke­di­cik "Rüya" 'da ol­du­ğu gibi. San­ma­yın ki
ke­di­le­re sa­de­ce bir yuva, su, süt, yem ve­ri­yor. Hiç te bu ka­dar­la bit­mi­yor
onun ke­di­le­re sahip çık­ma­sı. Ay­rı­ca „ ge­re­ki­yor­sa bir ke­di­nin psi­ko­lo­ji­si­ni de
dü­zelt­mem lazım bazen“ diyor, kendi ağ­zın­dan. İna­na­mı­yor­su­nuz de­ğil­mi?
Gü­nü­mü­zün zor ya­şan­tı­sın­da bir­çok in­sa­nın psi­ko­lo­ji­si bozuk ama kim
an­lı­yor, kim yar­dım edi­yor, kim çözüm öne­ri­yor? İnsa­nın „ah bir kedi olup
ken­di­mi bu ba­ya­nın şev­kat dolu el­le­ri­ne ata­bil­sem“ di­ye­ce­ği ge­li­yor ina­nın­ki.
Bun­lar­la da bit­me­di. Bu ener­ji küpü, sa­mi­mi­yet, can­dan­lık, dost­luk ör­ne­ği
genç bayan dans ak­şam­la­rı­na, kurs­la­rı­na da gi­di­yor, bazen vo­ley­bol
oy­nu­yor. Sı­nır­lı boş za­man­la­rın­da güzel çev­re­sin­de ge­zi­ler ya­pı­yor, uzun
za­man­dır gö­rü­şe­me­di­ği ar­ka­daş­la­rı­na zaman ayı­rı­yor. Öyle özen­siz, salaş
kı­ya­fet­ler ile do­la­şan genç­ler­den de değil, şık mı şık, her dans ak­şa­mı onun
bir moda de­fi­le­si sanki. Bazı ba­yan­lar güzel ise yan­la­rı­na ya­na­şa­maz­sı­nız,
ama o ender gü­zel­lik­te biri iken, üs­tü­ne de ener­ji de­po­su ha­ya­tı­nı, insan
sev­gi­si­ni, hay­van sev­gi­si­ni, doğa sev­gi­si­ni koy­muş ve daha da ne yap­sam
diye hay­kı­rı­yor. Öyle şey­ler yaz­dım ki, siz­ler ya­zı­mı okur­ken ara­nız­da
„Peki bu bayan madem ga­ze­te­ci imiş, işi ile il­gi­li har­ca­ya­ca­ğı za­ma­nı
ka­lı­yor­mu?“ di­yen­ler ol­du­ğu­nu du­yu­yo­rum sanki. Onu da bu­ra­da ya­zar­sam
say­fa­la­ra sığ­maz ama size kısa bir cevap ola­rak „haf­ta­da en az altı gün,
bazen de özel za­man­la­rın­da Datça ama bütün Muğla böl­ge­sin­de ha­ber­ler,
et­kin­lik­ler, kut­la­ma­lar, or­ga­ni­zas­yon­lar pe­şin­de ko­şuş­tu­ru­yor, hatta
bun­lar­da ye­ri­ne göre aktif rol alı­yor, fo­toğ­raf­la­rı­nı çe­ki­yor ve bun­la­rı günü gü­nü­ne ga­ze­te­sin­de ge­rek­li ta­sa­rım­la­rı­nı yapıp, son­ra­da yazıp Datça ve
çev­re­sin­de­ki okur­la­ra su­nu­yor“ desem şim­di­lik ye­ter­mi? Eee Tanrı ona 24 saat ye­ri­ne 48 sa­at­lik gün­ler ba­ğış­la­mış, bu kadar da ça­lış­sın yani de­ğil­mi,
öyle be­da­va­ya ekmek yok.
Ama asıl konum " Ke­di­li Datça'nın Ga­ze­te­ci­si" de­ğil­miy­di bu ya­zım­da?
Evet, o zaman ben de şimdi „Gel de onu sevme, gel de ona hay­ran olma,
gel de o kal­bi­ni, se­ve­cen­li­ği­ni ver­di­ği ke­di­le­ri­ni kıs­kan­ma !“ di­yo­rum en so­nun­da.
Bu genç bayan kim di­ye­mi so­ru­yor­su­nuz?  Ga­ze­te­si­nin ka­pı­sı önün­de bek­ler­se­niz ve bütün gün o ka­pı­dan on­lar­ca defa çıkıp sağa sola
koş­tu­ran, hatta bazen mo­tor­sik­le­ti ya da kır­mı­zı ara­ba­sı ile haber pe­şi­ne
giden o şık ba­ya­nı mu­hak­kak gö­rür­sü­nüz . Adı ne mi, onu da siz bul­ma­ğa
ça­lı­şın artık.
Ke­di­li Datça'nın Ga­ze­te­ci­si, ken­di­ne iyi bak, bütün gü­zel­lik­ler, iyi­lik­ler,ba­şa­rı­lar se­nin­le olsun. Datça Ha­ber­le­ri­ni bek­li­yor...


Bu yazı 330 defa okunmuştur.



MİSAFİR YAZAR Diğer Yazıları
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer