19-04-2021 Orhan Keskinsoy
*Geçmişten aldığı mirası bugüne taşımıştır.
*Geleceğe büyük bir miras bırakmıştır.
*Tüm şarkıları ince ince işlemiş biridir. Yani boş yok!
(68) onu bir asilzade çocuğu olarak tanıyordu, ki zamanla öyle olmadığını anladık.
Kimi onu romantik şarkıların prensi, kimi de alanlarda söylediği devrimci marşlardan tanır.
1960 larda Münir Nurettin Selçuk'un oğlu olarak girdi müzik dünyasına…Ancak öyle olmadığı anlaşıldı. O tek başına inandığı yolda yalnız giden biriydi!
O zamanlar, onun çağdaşları yabancı parçalardan aranjmanlar yaparken, o kendi bestelerini yapıyor ve söylüyordu. 
Sözlerini kendi yazmıyor, ünlü şairlerimizin eserlerini besteliyordu. Tek istisna vardı. Ümit Yaşar Oğuzcan. Timur Selçuk bestelerine söz yazmaya başladı. Aralarında bir abi-kardeş ilişkisi vardı!
Onu tanıdığımız dönemde Fransa'dan Türkiye'ye gelmiş, eğitimini sürdürürken iki plak yapmış ve hemen Paris'e dönmüştü. "Ayrılanlar İçin", ve" Sen Nerdesin" ilk duyduğumuz şarkılarıydı.
Her iki plağın arkasında da birer Fransızca şarkı vardı…
1969'da yayımlanan üçüncü plağı, iki yüzünde de iki şaheser vardı"İspanyol Meyhanesi" ve"Beyaz Güvercin…
Sonrasında yaptığı 45 liklerle ince ince işledi her şeyi. Her biri birer baş yapıttı. Çok beğenildi.
O, Münir Nurettin'in oğlu değil, Münir Nurettin O'nun babasıydı artık!
Çiğdem Talu'yla çalışmaya başlaması, devrimciliğin kapılarının açılmasıydı!
Şimdilerde kapanmayla yüz yüze olan, Ankara Sanat Tiyatrosu'nun(AST) hemen hemen tüm oyunlarının müziğini yaptı.Şarkılarının, oradan meydanlara inmesi çok uzun sürmedi .Meydanlarda özgürlük sloganlarına renk kattı!
"Nereye Payidar" (Bilgesu Erenus) oyunu için yazdıkları, hala alanlarda söylenir. Aynı oyun için yazdığı "Kasa","Kasa Can Çekişiyor" ve "Direniş Türküsü " hala güncelliğini yitirmeyenlerden…
Yine Çiğdem Talu'nun dokunuşuyla dillere düşen" Türkiye İşçi Sınıfına selam" onun sendikalarla ve demokratik kitle örgütleriyle kaynaşmasını sağladı. 
Piyanosunu her zaman devrimci bir enstrüman olarak kullandı.
1976-1978 yıllarında, piyanodan da devrimci saz mı olurmuş eleştirilerine kulağını tıkamış. O yıllarda ODTÜ'de düzenlenen konserlerde, bu durum öğrenciler tarafından tartışılmış, yapılan forumlarla, aynen şöyle denilmiş"…Emperyalist piyanonun devrimci amaçlarla kullanılabileceğine inanılmıştı!"
Bu konuyla ilgili söylediklerini yazının sonuna saklıyorum.
1977'de İstanbul Oda orkestrası kurup, çağdaş müzisyenlerin yetişmesine ön ayak olmuştur.
1992'de Münir Nurettin şarkılarını kendince yorumladığı "Babamın Şarkıları" nı yayımladı.
1984'te 12 Eylül sonrası zorunlu yaşanan sessizliğini Nükhet Duru ile çıktığı "Bizim şarkılarımız" başlıklı bir turneyle bozdu. 
Burada Nükhet Duru'ya da bir parantez açmak istiyorum; "Beni Benimle Bırak" ı plak yaparken, tek bir şart koşmuştu; "Şarkımı Timur Selçuk düzenlesin…"Şimdi dönüp bakınca, Nükhet Duru'da kolay olunmuyormuş demeden geçemiyorum…
Timur Selçuk, çok iyi bir besteci. Sağdan soldan yardım almadan tek başına yürüyen bir adam!
Siz onu benim yukarıda saydığım eserlerle tanıyorsunuz. Ama öyle değil;
*Düzenlemesini yaptığı şarkılar ve şarkıcılar saymakla bitmez,
*Tiyatro ve film müzikleri, oda müziği eserleri,
*90'lı yılların hemen başında İstanbul Devlet Opera ve balesi tarafından sergilenen eserler(Bir Uzay Müziği) gibi…
*1977'de açtığı Çağdaş Müzik Merkezi'nde yetiştirdiği onlarca öğrenci de cabası…
Sonunda anlatacağım dediğim olay şu; demiştik ya, 1976-1978 arasında ODTÜ'de piyanoyla devrimci müzik mi olurmuş dediklerini…
Yıllar sonra 1991 'de bu kez yine ODTÜ'dedir. Konserden önce şu konuşmayı yapar:
" Bizim 1976-78'de burada okuduğumuz şarkılardan bazıları bunlar; tümünü sunmak mümkün değil. Kanımca doğruların ve yanlışların iyi ayırt edilebilmesi için en doğru yol, geçmişten korkmamak, çekinmemek ve gençlerin anlayışına, bilincine güvenmek. Bu şarkıların nereleri, ne kadar doğru, sözlerin hangi kısmı bugün için de geçerli, hangi kısmı değil, müzikleri ne dereceye kadar başarılı…Hepsini sizler bugünkü berrak bakışınızla, kafalarınızla değerlendireceksiniz. Ancak bir şey doğrudur sevgili arkadaşlar, ona bugün de imzamı atarım, yaşadığım sürece de imzamı akacağım:"Bu şarkıların hazırlanışındaki ortamda bu şarkılara inanan tüm insanların coşkusu ve namusu kusursuzdur…"
2020 Yılında kaybettiğimiz , şarkıları hep dilimizde, meydanlarda olacak Timur Selçuk'a sevgi ve saygıyla.

Bu yazı 361 defa okunmuştur.



Orhan Keskinsoy Diğer Yazıları
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer