06-03-2018 Mehmet Emin Berber


"Şar­kı­lar­dan fal tut­tum
"İki­mi­ze kaç kere (Türk Sanat Mü­zi­ği şar­kı­sı)
Am­rit­sar'da ko­nak­la­dı­ğı­mız City Park Otel'dan dı­şa­rı çık­tı­ğı­mız­da 3 adet rikşa bizi bek­li­yor­du. Ba­yan­lar tek bir rik­şa­ya, biz er­kek­ler­de iki rikşa ile ölü­le­rin ya­kıl­dı­ğı me­ka­nı gör­me­ye gi­di­yo­ruz. Yo­lu­muz fazla uzun de­ğil­miş. Ölü­le­rin ya­kıl­dı­ğı yer, şöyle bir ken­tin kenar semt­le­rin­de daha çok bir ke­res­te fab­ri­ka­sı­nı anım­sa­tı­yor. Geniş bir mey­dan, üzeri yer yer çinko kaplı. Bir ke­nar­da­dağ gibi yı­ğıl­mış odun kü­me­si.. hemen önön­de­ki alan­da ise on­lar­ca bir­bi­ri­ne ben­ze­yen aşağı yu­ka­rı 1.5 met­re­ye 2.5 metre bo­yun­la­rın­da kum ha­vuz­la­rı gibi çu­kur­lar. Bu­ra­da ça­lı­şan gö­rev­li­ler, sü­rek­li ocak­la­ra odun ta­şı­yor. Oca­ğın or­ta­sı­na yı­ğı­yor ve ne­re­de ise bir kip­rit ça­lın­ca ya­na­cak hale ge­ti­ri­yor­lar.
Bizim ölü ya­kı­lan yere gir­di­ği­miz­de bazı ocak­lar­da hala du­man­lar yük­se­li­yor­du. Belli ki, dün­den kalan ateş­ler henüz sön­me­miş­ti. Beş altı ocak­ta taze kül­ler gör­dük. İnsan is­ke­le­ti­nin yan­ma­yan ke­mik­le­ri kül­le­rin üze­rin­den gö­rü­nü­yor­du. Teker teker in­ce­le­me­dik ama epey­ce bir ocak gez­dik. Kast sis­te­mi bu­ra­da da ken­di­ni gös­te­ri­yor­du. Üç türlü ya­kıl­ma şekli var: Top­lum için­de­ki ye­ri­ne, mev­ki­ini­ze ve eko­no­mik du­ru­mu­nu­za göre ya­kıl­ma tür­le­ri göze çar­pı­yor. Zen­gin­se­niz fı­rın­da ya­na­bi­lir­si­niz. Daha orta halli ise­niz mo­to­rin­li ocak­lar­da, yok­sul­sa­nız, be­le­di­ye hi­ma­ye­sin­de odun ocak­la­rın­da yan­mak bek­li­yor sizi..
Orada öğ­ren­di­ği­mi­ze göre günde or­ta­la­ma 10-15 arası ölü ge­li­yor ve bu mef­ta­la­rın bu­ra­da ya­kıl­dı­ğı, daha sonra olu­şan kül­le­rin ise ölü sa­hip­le­ri­ne tes­lim edil­di­ği doğ­rul­tu­sun­da. Bir pa­ke­te konan kül­ler daha sonra Ganj'ın kut­sal su­la­rı­na dö­kü­lü­yor­muş.
Bizim orada bu­lun­du­ğu­muz bir sa­at­lik süre için­de ölü­le­rin ya­kıl­dı­ğı yerde hiç ha­re­ket ya­şan­ma­dı. Sa­de­ce, ora­da­ki gö­rev­li­ler, bü­yük­çe ve üzeri düz el ara­ba­sı ile ocak­la­ra sü­rek­li odun ta­şı­mak­la meş­gul­dü­ler. An­la­şı­lı­yor ki biraz sonra müş­te­ri­le­ri gel­me­ye baş­la­ya­cak ve ha­zır­lık­sız ya­ka­lan­ma­mak için şim­di­lik fakir müş­te­ri­le­rin ya­kıl­dı­ğı açık­ta­ki odun yanan ocak­la­rı ha­zır­lı­yor­lar.
Hin­dis­tan'da er­ke­ği ölen ka­dın­la­rın hala ken­di­le­ri­ni yakıp yak­ma­dı­ğı­nı so­ru­yo­ruz reh­be­ri­mi­ze. Es­ki­den çok yay­gın olan ka­dı­nın ken­di­ni yak­ma­sı olayı artık es­ki­si kadar çok gö­rül­mü­yor­muş.
Kadın niçin ken­di­ni yakar so­ru­su ta­kı­lı­yor ka­fa­ma. Er­ke­ği için ken­di­ni ya­ka­cak de­re­ce­de bir sev­gi­yi, bağ­lı­lı­ğı dü­şü­nü­yo­rum. Pek bu­nun­la il­gi­li değil. Hin­dis­tan'da eko­no­mik güç er­ke­ler­de. Zira bir kız ev­le­nir­ken, erkek ta­ra­fı­na belli bir para ödü­yor. Er­ke­ği ol­ma­yan ka­dı­nın artık bir üre­tim gücü de ol­mu­yor. Şunun bunun üs­tün­de ağır­lık ol­ma­sın­dan başka. Ma­hal­le bas­kı­sı dev­re­ye gi­ri­yor bu­ra­da da; "Eee .. er­ke­ğin de öldü artık. Sen ne ile ge­çi­ne­cek­sin? Yük ol­mak­tan başka ne işe ya­rar­sın. Vakit bu vakit. Bir an önce at ken­di­ni ateşe ve kim­se­ye yük ol­ma­dan ölümü seç.." an­la­mı­na ge­le­bi­lecek ma­hal­le bas­kı­sı ka­dın­la­rı ya­şam­la­rın­dan bez­di­ri­yor ve onu­run­dan başka kay­be­de­çek bir şeyi ola­ma­yan ka­dın­lar ya­ka­rak ölüm yo­lu­nu seç­miş olu­yor.?Pek çok kadın baş­la­rı­na böyle şey­le­rin ge­le­ce­ği­ni bil­di­ği için o sı­kın­tı­la­rı ya­şa­ma­dan kendi ca­nı­na dra­ma­tik bir bi­çim­de kı­yı­yor...
Bol mik­tar­da fo­toğ­raf çek­tik­ten sonra bu­ra­dan ay­rı­lı­yo­ruz...
BİR HİNTLİ FAL­CI­YA FAL BAK­TI­RI­YO­RUM...
Jan­tar Man­tar" ola­rak bi­li­nen Ja­ipur'daki göz­le­me­vi­de Hin­dis­tan'da gö­rül­me­ye değer yer­ler­den bir ta­ne­si. Göz­le­me­vi­ne gir­di­ği­miz de hayli ka­la­ba­lık ya­ban­cı tu­rist­ler reh­ber­ler eş­li­ğin­de göz­le­me­vi­nin ay­gıt­la­rı­nı in­ce­li­yor­lar­dı.
Göz­le­me­vi, 1728 yı­lın­da ast­ro­no­mi­ye ilgi duyan Mih­ra­ce Jai Singh ta­ra­fın­dan yap­tı­rıl­mış. Jai Singh'in yap­tır­dı­ğı beş göz­le­me­vin­den en ba­kım­lı­sı Ja­ipur'da bu­lu­nan bu göz­le­me­vi.
Jai Singh, bu göz­le­me­vi­ni yap­tır­ma­dan önce pek çok uz­ma­nı ya­ban­cı ül­ke­le­re gön­de­ri­yor ve on­la­rın ver­di­ği bil­gi­ler doğ­rul­tu­sun­da bu göz­le­mev­le­ri do­ğu­yor.
Jan­tar Man­tar Göz­le­me­vi'nin 2010 yı­lın­da Unes­co ta­ra­fın­dan Dünya Kül­tür Mi­ra­sı lis­te­si­ne alın­dı­ğı­nı anım­sa­ta­lım.
İlk ba­kış­ta mo­dern bir hey­kel ser­gi­si­ni anım­sa­tan göz­le­me­vin­de, güneş saati ile za­ma­nı he­sap­la­ya­bi­li­yor­su­nuz. Dh­ru­va isim­le alet, kuzey kut­bu­nu ve 12 burcu gös­te­ri­yor. Büyük Sam­rat ise dev bo­yut­lar­da bir güneş sa­ati­dir. 20 sa­ni­ye sapma ile za­ma­nı doğru tah­min ede­bi­li­yor.
Göz­le­me­vi'ni dik­kat­le in­ce­le­dik­ten sonra çıkış ka­pı­sı­na yö­ne­li­yo­ruz. Ka­pı­nın çı­kı­şın­da bir masa ba­şın­da tek ba­şı­na otu­ran bir erkek Hint­li ile reh­be­ri­miz haşir neşir olu­ver­di­ler. Belli ki Zafer Beyle çok ön­ce­den ta­nı­şı­yor­lar.
Reh­be­ri­miz, "Bu falcı her şeyi bi­li­yor, ge­le­ce­ği­ni­zi oku­yor.. de­ne­me­si be­da­va" de­yin­ce, önce bayan ar­ka­daş­la­rı­mız sonra biz er­kek­ler fal­cı­nın ba­şı­na üşüş­tük. İste­yen varsa fal bak­tı­ra­bi­le­ce­ği­mi­zi söy­le­di Zafer Bey. Ücret de ver­me­ye­bi­lir­mi­şiz. Gön­lü­müz­den ne ko­par­sa, 50 - 100 Rupi bah­şiş...
Her­kes­te bir çe­kin­gen­lik. Sır­la­rı­mı­zın ifşa edil­me­sin­den kor­kar gi­biy­dik. Ben, de­ne­ye­ce­ğim dedim ve ma­sa­nın ba­şın­da­ki san­dal­ye­ye otur­dum. Falcı ile ma­sa­nın ba­şın­da karşı kar­şı­ya otur­ma­ya baş­la­dık. Sağ elimi uzat­ma­mı is­te­di. De­di­ği­ni yap­tım. Sağ elimi eline aldı ve avuç için­de­ki çiz­gi­le­ri oku­ma­ya baş­la­dı. O söy­lü­yor, Zafer bey bize Türk­çe­si­ni...Özet­le şun­la­rı söy­lü­yor­du Hint­li falcı: " Ha­ya­tım çok zor­luk­lar­la baş­la­mış. Öm­rüm­de ne ka­zan­mış­sam ken­dim ka­zan­mı­şım. Hiç kim­se­ye yük ol­ma­mı­şım. Hep ver­mi­şim ve hiç al­ma­mı­şım... 38 ya­şı­na kadar yok­sul­luk çek­mi­şim ama daha sonra ferah ya­şa­ma­ya, para ka­zan­ma­ya baş­la­mı­şım. ÜÇ ayrı yer­den ge­li­rim var­mış... Ka­riz­ma­tik ve be­ğe­ni­len bir erkek ol­du­ğu­mu söy­le­me­yi de ihmal et­me­di. Çok ira­de­liy­mi­şim. Tut­tu­ğu­mu ko­pa­rır­mı­şım.. Çok sağ­lık­lıy­mı­şım. En az 90 ya­şı­na kadar ya­şar­mı­şım. Bunun faz­la­sı var, ek­si­ği yok diye ilave edi­yor. Üze­rim­de müt­hiş bir ne­ga­tif ener­ji var­mış. Bizim di­li­miz­de nazar de­ni­len şey.. Ba­şa­rı­la­rım, sağ­lık­lı gö­rü­nü­müm yü­zün­den kötü kalp­li in­san­la­rın değ­dir­di­ği na­za­rı, ne­ga­tif ener­ji­yi üze­rim­den mut­la­ka atmam ge­re­kir­miş..."
Hint­li fal­cı­nın söy­le­dik­le­ri hemen her fal­cı­nın söy­le­ye­bi­le­ce­ği şey­ler­di. Or­ta­la­ma bir in­san­da bu­lu­nan ortak me­zi­yet­ler di­ye­bi­li­rim. Ol­ma­sa da ho­şu­nu­za gi­decek şey­ler. Ama üze­rim­de ne­ga­tif ener­ji ol­du­ğu­nu söy­le­me­si beni hayli et­ki­le­di. Yıl­lar önce de bir bayan kı­zı­mı­za fal bak­tır­mış­tım da, kahve falı. Kız­ca­ğız es­ne­mek­te laf söy­le­ye­me­miş­ti. So­nun­da deki ki; "Meh­met Bey, ina­nır­sı­nız, inan­maz­sı­zın ama üze­ri­niz­de büyük bir nazar var. Mut­la­ka bir ho­ca­ya gidip okut­ma­nız lazım."
Hiç­bir ho­ca­ya git­me­dim. Zaten fala da na­za­ra da ina­nan bir insan de­ğil­dim.
Ama Hint­li falcı beni esir al­mış­tı adeta. Fal için ücret is­te­mi­yor­du ama üze­rim­de­ki ne­ga­tif ener­ji­yi atmam için öner­di­ği bir for­mü­lü ol­du­ğu­nu söy­le­di. Neydi for­mü­lü...
Elin­de min­ya­tür Mısır pi­ra­mit­le­ri­ne ben­zer bronz bir pi­ra­mi­ti gös­ter­di. Pi­ra­mit ze­min­den baş­la­ya­rak tes­te­re dişi gibi zir­ve­ye kadar çı­kı­yor­du. Bunu evi­min Ku­zey-Do­ğu yö­nü­ne koy­ma­lıy­mı­şım. Daha sonra pa­tent­li bir taş çı­kar­dı. Hin­dis­tan'daki kıy­met­li taş­lar­dan bir ta­ne­si.. Bunu da altın bir yü­zü­ğe tak­tı­rıp, yü­zü­ğü de sağ işa­ret par­ma­ğı­ma ge­çir­me­liy­mi­şim. Ve de kim­se­ye bir şey söy­le­me­me­liy­mi­şim...
Ne kadar ücret öde­me­liy­mi­şim? 8.500 Rupi... Ol­duk­ça yük­sek bir pa­ray­dı bu. 5000 Rupi ve­re­bi­le­ce­ği­mi söy­le­dim. Pa­zar­lık ya­pıl­maz­mış. Ama adam sem­pa­tik buldu ve beni önce 8 bine, sonra da 7 bine indi. Ben de 100 Dolar ve­re­bi­li­rim dedim kes­tim attım. Adam razı oldu. Kıy­met­li taşı sar­ma­ya baş­la­dı ve onu bir kese içine yer­leş­tir­di. Pa­ten­ti ile bir­lik­te. Sonra pi­ra­mi­di bir ga­ze­te ka­ğı­dı­na sardı ve bana verdi. Ben de koy­num­da sak­la­dı­ğım do­lar­lar­dan 100 dolar çı­ka­rıp Hint­li fal­cı­ya ver­dim. Yak­la­şık 290 li­ra­ya bir fal bak­tır­mış­tım ve bu benim ya­şa­mım­da­ki ender bir olay­dır. Ben­den sonra Dilek ha­nı­ma da ce­sa­ret geldi. Uzun lafın kı­sa­sı 39 ya­şın­da­ki Dilek ha­nı­ma 40 ya­şın­da ev­le­ne­ce­ği­ni söy­le­di. Müs­tak­bel eşi ile ken­di­si­ni Hin­dis­tan'a ge­le­rek zi­ya­ret ede­ce­ği­ni ileir sürdü. Bu güne değin hiç ev­len­me­miş olan Dilek ha­nı­mı dik­kat­le iz­le­ye­ce­ğiz. Süre önü­müz­de­ki yıl bi­ti­yor ve ba­ka­lım Hint­li fal­cı­nın söy­le­dik­le­ri doğru çı­kı­yor mu? İşte o zaman da benim üze­rim­de­ki ne­ga­tif ener­ji­yi atmam için ver­di­ği yüzük ve pi­ra­mi­din işe ya­ra­yıp ya­ra­ma­dı­ğı­nı öğ­ren­miş ola­ca­ğım...

Haf­ta­ya Salı : HİNDİSTAN'IN NEKADAR ÇOK GÜZEL KIZ­LA­RI VAR­MIŞ...


Bu yazı 5546 defa okunmuştur.



Mehmet Emin Berber Diğer Yazıları
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer