‘’DATÇA ANLATILMAZ YAZILIR’’;DEMİŞ ÇİĞDEM AKIN

İlçemizde yaşayan Çiğdem Akın Datça'nın yemeklerini, adetlerini, anıları anlatan “Eski Zaman Batırlıları” adında bir kitap çıkardı. Hızırşahlı olan Akın kitabında belirttiği önsözde çok çeşitli bir kültüre ve yemeklere sahip olduğunu düşündüğü köyünü kaleme aldı. Akın annesinin düğün yemekçisi babasının da lokanta işletmecisi olmasıyla hafızasında bir çok yemek olduğunu uzun süredir hafızasında olan yemek tariflerini kağıda dökmek istediğini kitabının önsözünde belirtti. Kitabında sadece Datça'nın yemeklerini yazmadı. Köyle ilgili bilgi toplarken karşısına çıkan akademik yazılarla birlikte Datça tarihini, gelenek göreneklerini en samimi şekilde kaleme alarak, okuyucuya aktardı.
Datça'da Hızırşah'ı genelde Batır olarak tabir ederler. 1914 yılında ismi Hızırşah olarak değiştirilmiş. Köyün etrafında pek çok farklı kültürün kalıntıları yer alıyor.Bu kalıntıların arasında en bilinenleri tarihi Knidos Amfora ve Kiremit Atölyeleri, Ortodoks Rum Kilisesi, çeşitli küçük kaleler ve haberleşme amaçlı ateş kuleleri yer alıyor.
Kitabın içeriğinde Hızırşah adetlerine göre, askere uğurlama, kız isteme, nişan, düğün, düğün yemekleri, geçim kaynakları, sosyal hayatları yer alıyor. Hızırşah adetlerine göre askere gitme vakti gelen gençler, Hızırşah Eski Camii'ne gidip namazını kıldıktan sonra camiinin bahçesinden bir avuç toprak alıp evinin doğu bölgesine asarlarmış. Askerden sağ salim dönen genç aldığı toprağı geri yerine bırakırmış. Caminin koruyuculuğuna inanıldığı için böyle bir adet ortaya çıkmış. 1950'li yıllarda asker ve askerin ailesi, Marmaris'e ya da Muğla'ya kadar birlikte yürüyerek gider, aile evine geri döner, asker varsa araçla ya da atla görev yapacağı şubeye gidermiş.Datça'da 1950'li yıllarda gençlerin birbirini beğenip arkadaşlık kurması hoş karşılanmazmış, bu yüzden de görücü usulü evlilikler gerçekleşirmiş. Bir kızı beğenen erkek ailesine söyler, aile kızın ailesine bir aracı gönderip ağız araması yapılırmış.
Kıza sadece usulen sorulurmuş gönlün var mı? Yok mu? diye. Kararı kızın ailesi verirmiş. Eğer sonuç olumlu ise kız evi naz evi cümlesinden yola çıkarak erkek tarafı 3-4, defa kız evine gelir gidermiş. Erkek tarafı kızı istemek için aileden bir gün alır, istemeye gidilirmiş, ancak istemede evlenecek olan kız da erkekte bulunmazmış, aileler kendi aralarında söz keserlermiş. Nişan sürecini gençlerin yaşı belirlermiş. Yaşları küçükse 2 yıla yakın nişanlı kalınıp öyle evlenirlermiş. Yaşları büyükse istemeden 10 gün sonra nişan için hazırlıklar başlarmış. Düğün adetleri her yerde farklı farklı gerçekleşir. Peki ya Datça'daki durum ne? Şimdilerde olduğu gibi düğün salonları tutulmazmış, düğünler köy camiinin yanında Oda yanı denilen alanda gerçekleşirmiş. Düğün tarihi belirlendiğinde ilk olarak o tarihten bir gün önce nikah kıyılması gerekiyormuş. Çünkü nikahsız geline kına yakılmazmış. Düğün zamanı geldiğinde kadınlar keşkek yapımı ile uğraşırken erkeklerde köy meydanında düğün yemeğinin ateşini yakarlarmış. Düğün hazırlıklarında köy halkı aileye yardımcı olur, yapılacak olan işleri birlik beraberlik içinde yaparlarmış.
Düğün deyince akla ilk gelen düğün yemeğidir. Datça'da düğün yemeği olarak genelde kuru fasulye, lokum çorbası, keşkek, et yemeği, elde yapılmış düdük makarna, tatlı olarak da pelize ikram edilirmiş. Düğünden bir önceki gece yapılan yemek için köylüden tabak, kaşık, çatal, toplanır köylü kadınlar ve yemekleri belirleyen yemekçi kadın yemekleri hep birlikte pişirirlermiş. Köylü kadınlar kendi ürünlerini ayırt edebilmek için çatal kaşıklarına renkli ip ve isimlerinin baş harfini boyayla yazarmış. Düğün dernek böyle geçerken gündelik hayatları çoğu zaman ipekböcekçiliği ile geçermiş. Datçalı kadınlar için ipekböceğinin ve ipekten yapılmış ürünlerin yeri başkadır. Datça'daki vatandaşların önceden tek geçim kaynağı tarımdı. Bu tarım ürünlerinin başını tütün, palamut, buğday, incir çeker.
Datça'nın şuan en önemli geçim kaynağı badem ise o zamanlarda bademin yerini palamut alırmış. Palamut İtalya'da tekstil sektöründe boya hammaddesi olarak kullanıldığından o dönemde talep çokmuş. Fakat giderek ilerleyen teknoloji sentetik boya kullanımını arttırınca palamuta talep kalmamış. Bu nedenle zamanla köylü palamut ağaçlarının yerine badem dikmeye başlamış. 1980'li yıllardan sonra tarım bademe dayalı olarak Datça'da devam etti. Bademin yanında zeytin de var tabi ki. Türkiye'nin en lezzetli bademleri Datça'da yetişir. Nurlusu, akı, gababağı, dedebağı, sırası ve dişiyle çeşit çeşittir.
Son olarak Datçalıların gündelik hayatına değinecek olursak kitapta da anlatıldığı gibi tarlada çalışıp evine yorgun argın dönen insanlar kendilerine güzel bir eğlence bulmuşlar. O zamanlarda tüm dünyayı etkisi altına alan sinema Datçalıları da etkilemiş. Akşam olunca tüm köy halkı beyazperdenin karşısında yerlerini alırmış. Özellikle yaz mevsiminde sinema keyfi iki katına çıkarmış. Çeşitli köylerden sinemacılık yapan insanlar olurmuş. Sinemanın elbette köyün gündelik hayat akışına etkileri olmuş, yeni doğan bebeklere beğenilen aktör ya da aktristin isimleri konurmuş; Cüneyt, Hakan, Belgin gibi... Kitapta yazan ilginç adetlere değindik. Geçmişten günümüze neler değiştiğini gözlemlemek için de birebir yardımcı olabilecek bir eser.
Datça ve Datçalılar hakkında birbirinden ilginç bilgileri bize sunan kitap insanda Datça'yı sevme isteği uyandırıyor.Kitabı okuyanların büyük keyif aldığı “Eski Zaman Batırlıları” adlı eserde okuyucular hem Datça'nın adetlerini hem de Datça'nın hiç duyulmamış hikayelerini öğreniyor.Kitap okuyucularından edindiğimiz tavsiyelere göre Datça'yı merak eden Datça'ya karşı sempati duyan herkesin okuması gereken bir kitap.Sadece Datça'yı merak edenlerin değil Datçalıların da bakalım bizim hakkımızda neler yazmışlar dediği bir kitap olan “Eski Zaman Batırlıları” okuyucudan tam not aldı.
(Sebiha ARSLAN)
Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!
BUNLARA DA BAKABİLİRSİNİZ
- 0SEVDİM
- 0ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.