LAÇİNNN
s
Muğla
06 Nisan, 2025, Pazar
  • DOLAR
    38.11
  • EURO
    42.05
  • ALTIN
    3710.5
  • BIST
    9.38
  • BTC
    83444.367$

‘’DATÇA AN­LA­TIL­MAZ YA­ZI­LIR’’;DEMİŞ ÇİĞDEM AKIN

‘’DATÇA AN­LA­TIL­MAZ YA­ZI­LIR’’;DEMİŞ ÇİĞDEM AKIN
İlçemizde yaşayan Çiğ­dem Akın Datça'nın ye­mek­le­ri­ni, adet­le­ri­ni, anı­la­rı an­la­tan “Eski Zaman Ba­tır­lı­la­rı” adın­da bir kitap çı­kar­dı. Hı­zır­şah­lı olan Akın ki­ta­bın­da be­lirt­ti­ği ön­söz­de çok çe­şit­li bir kül­tü­re ve ye­mek­le­re sahip ol­du­ğu­nu dü­şün­dü­ğü kö­yü­nü ka­le­me aldı. Akın an­ne­si­nin düğün ye­mek­çi­si ba­ba­sı­nın da lo­kan­ta iş­let­me­ci­si ol­ma­sıy­la ha­fı­za­sın­da bir çok yemek ol­du­ğu­nu uzun sü­re­dir ha­fı­za­sın­da olan yemek ta­rif­le­ri­ni ka­ğı­da dök­mek is­te­di­ği­ni ki­ta­bı­nın ön­sö­zün­de be­lirt­ti. Ki­ta­bın­da sa­de­ce Datça'nın ye­mek­le­ri­ni yaz­ma­dı. Köyle il­gi­li bilgi top­lar­ken kar­şı­sı­na çıkan aka­de­mik ya­zı­lar­la bir­lik­te Datça ta­ri­hi­ni, ge­le­nek gö­re­nek­le­ri­ni en sa­mi­mi şe­kil­de ka­le­me ala­rak, oku­yu­cu­ya ak­tar­dı.

Datça'da Hı­zır­şah'ı ge­nel­de Batır ola­rak tabir eder­ler. 1914 yı­lın­da ismi Hı­zır­şah ola­rak de­ğiş­ti­ril­miş. Köyün et­ra­fın­da pek çok fark­lı kül­tü­rün ka­lın­tı­la­rı yer alı­yor.Bu ka­lın­tı­la­rın ara­sın­da en bi­li­nen­le­ri ta­ri­hi Kni­dos Am­fo­ra ve Ki­re­mit Atöl­ye­le­ri, Or­to­doks Rum Ki­li­se­si, çe­şit­li küçük ka­le­ler ve ha­ber­leş­me amaç­lı ateş ku­le­le­ri yer alı­yor.

Ki­ta­bın içe­ri­ğin­de Hı­zır­şah adet­le­ri­ne göre, as­ke­re uğur­la­ma, kız is­te­me, nişan, düğün, düğün ye­mek­le­ri, geçim kay­nak­la­rı, sos­yal ha­yat­la­rı yer alı­yor. Hı­zır­şah adet­le­ri­ne göre as­ke­re gitme vakti gelen genç­ler, Hı­zır­şah Eski Camii'ne gidip na­ma­zı­nı kıl­dık­tan sonra ca­mi­inin bah­çe­sin­den bir avuç top­rak alıp evi­nin doğu böl­ge­si­ne asar­lar­mış. As­ker­den sağ salim dönen genç al­dı­ğı top­ra­ğı geri ye­ri­ne bı­ra­kır­mış. Ca­mi­nin ko­ru­yu­cu­lu­ğu­na ina­nıl­dı­ğı için böyle bir adet or­ta­ya çık­mış. 1950'li yıl­lar­da asker ve as­ke­rin aile­si, Mar­ma­ris'e ya da Muğla'ya kadar bir­lik­te yü­rü­ye­rek gider, aile evine geri döner, asker varsa araç­la ya da atla görev ya­pa­ca­ğı şu­be­ye gi­der­miş.Datça'da 1950'li yıl­lar­da genç­le­rin bir­bi­ri­ni be­ğe­nip ar­ka­daş­lık kur­ma­sı hoş kar­şı­lan­maz­mış, bu yüz­den de gö­rü­cü usulü ev­li­lik­ler ger­çek­le­şir­miş. Bir kızı be­ğe­nen erkek aile­si­ne söy­ler, aile kızın aile­si­ne bir aracı gön­de­rip ağız ara­ma­sı ya­pı­lır­mış.

Kıza sa­de­ce usu­len so­ru­lur­muş gön­lün var mı? Yok mu? diye. Ka­ra­rı kızın aile­si ve­rir­miş. Eğer sonuç olum­lu ise kız evi naz evi cüm­le­sin­den yola çı­ka­rak erkek ta­ra­fı 3-4, defa kız evine gelir gi­der­miş. Erkek ta­ra­fı kızı is­te­mek için aile­den bir gün alır, is­te­me­ye gi­di­lir­miş, ancak is­te­me­de ev­le­necek olan kız da er­kek­te bu­lun­maz­mış, aile­ler kendi ara­la­rın­da söz ke­ser­ler­miş. Nişan sü­re­ci­ni genç­le­rin yaşı be­lir­ler­miş. Yaş­la­rı kü­çük­se 2 yıla yakın ni­şan­lı ka­lı­nıp öyle ev­le­nir­ler­miş. Yaş­la­rı bü­yük­se is­te­me­den 10 gün sonra nişan için ha­zır­lık­lar baş­lar­mış. Düğün adet­le­ri her yerde fark­lı fark­lı ger­çek­le­şir. Peki ya Datça'daki durum ne? Şim­di­ler­de ol­du­ğu gibi düğün sa­lon­la­rı tu­tul­maz­mış, dü­ğün­ler köy ca­mi­inin ya­nın­da Oda yanı de­ni­len alan­da ger­çek­le­şir­miş. Düğün ta­ri­hi be­lir­len­di­ğin­de ilk ola­rak o ta­rih­ten bir gün önce nikah kı­yıl­ma­sı ge­re­ki­yor­muş. Çünkü ni­kah­sız ge­li­ne kına ya­kıl­maz­mış. Düğün za­ma­nı gel­di­ğin­de ka­dın­lar keş­kek ya­pı­mı ile uğ­ra­şır­ken er­kek­ler­de köy mey­da­nın­da düğün ye­me­ği­nin ate­şi­ni ya­kar­lar­mış. Düğün ha­zır­lık­la­rın­da köy halkı aile­ye yar­dım­cı olur, ya­pı­la­cak olan iş­le­ri bir­lik be­ra­ber­lik için­de ya­par­lar­mış.
Düğün de­yin­ce akla ilk gelen düğün ye­me­ği­dir. Datça'da düğün ye­me­ği ola­rak ge­nel­de kuru fa­sul­ye, lokum çor­ba­sı, keş­kek, et ye­me­ği, elde ya­pıl­mış düdük ma­kar­na, tatlı ola­rak da pe­li­ze ikram edi­lir­miş. Dü­ğün­den bir ön­ce­ki gece ya­pı­lan yemek için köy­lü­den tabak, kaşık, çatal, top­la­nır köylü ka­dın­lar ve ye­mek­le­ri be­lir­le­yen ye­mek­çi kadın ye­mek­le­ri hep bir­lik­te pi­şi­rir­ler­miş. Köylü ka­dın­lar kendi ürün­le­ri­ni ayırt ede­bil­mek için çatal ka­şık­la­rı­na renk­li ip ve isim­le­ri­nin baş har­fi­ni bo­yay­la ya­zar­mış. Düğün der­nek böyle ge­çer­ken gün­de­lik ha­yat­la­rı çoğu zaman ipek­bö­cek­çi­li­ği ile ge­çer­miş. Dat­ça­lı ka­dın­lar için ipek­bö­ce­ği­nin ve ipek­ten ya­pıl­mış ürün­le­rin yeri baş­ka­dır. Datça'daki va­tan­daş­la­rın ön­ce­den tek geçim kay­na­ğı ta­rım­dı. Bu tarım ürün­le­ri­nin ba­şı­nı tütün, pa­la­mut, buğ­day, incir çeker.

Datça'nın şuan en önem­li geçim kay­na­ğı badem ise o za­man­lar­da ba­de­min ye­ri­ni pa­la­mut alır­mış. Pa­la­mut İtalya'da teks­til sek­tö­rün­de boya ham­mad­de­si ola­rak kul­la­nıl­dı­ğın­dan o dö­nem­de talep çok­muş. Fakat gi­de­rek iler­le­yen tek­no­lo­ji sen­te­tik boya kul­la­nı­mı­nı art­tı­rın­ca pa­la­mu­ta talep kal­ma­mış. Bu ne­den­le za­man­la köylü pa­la­mut ağaç­la­rı­nın ye­ri­ne badem dik­me­ye baş­la­mış. 1980'li yıl­lar­dan sonra tarım ba­de­me da­ya­lı ola­rak Datça'da devam etti. Ba­de­min ya­nın­da zey­tin de var tabi ki. Tür­ki­ye'nin en lez­zet­li ba­dem­le­ri Datça'da ye­ti­şir. Nur­lu­su, akı, ga­ba­ba­ğı, de­de­ba­ğı, sı­ra­sı ve di­şiy­le çeşit çe­şit­tir.
Son ola­rak Dat­ça­lı­la­rın gün­de­lik ha­ya­tı­na de­ği­necek olur­sak ki­tap­ta da an­la­tıl­dı­ğı gibi tar­la­da ça­lı­şıp evine yor­gun argın dönen in­san­lar ken­di­le­ri­ne güzel bir eğ­len­ce bul­muş­lar. O za­man­lar­da tüm dün­ya­yı et­ki­si al­tı­na alan si­ne­ma Dat­ça­lı­la­rı da et­ki­le­miş. Akşam olun­ca tüm köy halkı be­yaz­per­de­nin kar­şı­sın­da yer­le­ri­ni alır­mış. Özel­lik­le yaz mev­si­min­de si­ne­ma keyfi iki ka­tı­na çı­kar­mış. Çe­şit­li köy­ler­den si­ne­ma­cı­lık yapan in­san­lar olur­muş. Si­ne­ma­nın el­bet­te köyün gün­de­lik hayat akı­şı­na et­ki­le­ri olmuş, yeni doğan be­bek­le­re be­ğe­ni­len aktör ya da akt­ris­tin isim­le­ri ko­nur­muş; Cü­neyt, Hakan, Bel­gin gibi... Ki­tap­ta yazan il­ginç adet­le­re de­ğin­dik. Geç­miş­ten gü­nü­mü­ze neler de­ğiş­ti­ği­ni göz­lem­le­mek için de bi­re­bir yar­dım­cı ola­bi­lecek bir eser.

Datça ve Dat­ça­lı­lar hak­kın­da bir­bi­rin­den il­ginç bil­gi­le­ri bize sunan kitap in­san­da Datça'yı sevme is­te­ği uyan­dı­rı­yor.Ki­ta­bı oku­yan­la­rın büyük keyif al­dı­ğı “Eski Zaman Ba­tır­lı­la­rı” adlı eser­de oku­yu­cu­lar hem Datça'nın adet­le­ri­ni hem de Datça'nın hiç du­yul­ma­mış hi­ka­ye­le­ri­ni öğ­re­ni­yor.Kitap oku­yu­cu­la­rın­dan edin­di­ği­miz tav­si­ye­le­re göre Datça'yı merak eden Datça'ya karşı sem­pa­ti duyan her­ke­sin oku­ma­sı ge­re­ken bir kitap.​Sa­de­ce Datça'yı merak eden­le­rin değil Dat­ça­lı­la­rın da ba­ka­lım bizim hak­kı­mız­da neler yaz­mış­lar de­di­ği bir kitap olan “Eski Zaman Ba­tır­lı­la­rı” oku­yu­cu­dan tam not aldı.
        
    (Sebiha ARSLAN)

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Başka haber bulunmuyor!