09-03-2018 Savaş Ünlü

Ke­me­ral­tı, ço­cuk­lu­ğu­muz­dan beri ilgi oda­ğı­mız­dı. Ço­cuk­lu­ğu­muz eski Buca'da geç­miş­ti. Buca semti biz­ler için bir mah­zen­dir. Anı­lar mah­ze­ni hem de… Ço­cuk­lu­ğu­mu­zun özlem duy­du­ğu­muz bü­yü­lü, ma­sal­sı gün­le­ri­nin hepsi Buca'yla il­gi­li­dir. Kü­çü­cük bir yerdi. İnsan­lar bir­bi­ri­ni ta­nır­dı. İşte o kü­çü­cük yer­den Ke­me­ral­tı'na inmek bize ve­ri­lecek en büyük ödül­dü. Kar­ne­mi­zin hepsi pe­ki­yi olur­sa ödülü yine ora­sıy­dı…
Bu ca­zi­be mer­ke­zi, bir başka alem­di biz­ler için. Orada do­laş­mak, ma­ğa­za­la­rın vit­rin­le­ri­ni iz­le­mek, dö­ner­ci Atıf'ta döner yemek gü­nü­mü­zün beş yıl­dız­lı otel­le­rin­de­ki bir haf­ta­lık ta­ti­le be­del­di. Bay­ram alış ve­ri­şi­nin 19 Mayıs Ma­ğa­za­la­rın­dan ya­pıl­ma­sı, o ol­maz­sa Ke­me­ral­tı es­na­fın­dan bir şey­ler alın­ma­sı hiç­bir şeye de­ği­şil­mez­di…
Yıl­lar yıl­la­rı ko­va­la­dı. Genç­lik gün­le­ri­miz­de de bu çarşı biz­ler için bü­yü­sü­nü sür­dür­dü. Kar­şı­ya­ka'ya ta­şın­mış­tık. Vapur yol­cu­lu­ğuy­la ra­hat­lık­la ula­şı­yor­duk Ke­me­ral­tı'na. Ca­nı­mız sı­kı­lır­sa bizi ra­hat­la­tan te­ra­pi mer­ke­ziy­di. Sa­de­ce benim değil, çoğu eski İzmir­li için de aynı iş­le­vi gö­rü­yor­du. Bir man­dal için bu­ra­ya inmek gü­lünç ge­le­bi­lir. Amaç dost­lar alış ve­riş­te gör­sün…
Or­ta­oku­lu bi­tir­miş­tim. Ba­bam­la Ke­me­ral­tı'na indik. Os-ka pa­sa­jı­nın ar­ka­sın­da Liman lo­kan­ta­sı­na otur­duk. Ki­re­mit­te kefal, bir iki me­ze­nin ya­nın­da ilk ra­kı­mı ba­bam­la iç­miş­tim. Ye­di­ği­miz ke­fa­lin lez­ze­ti­ni, iç­ti­ği­miz ra­kı­nın ta­dı­nı şimdi bile arı­yo­rum. Ben de çok iyi bi­li­yo­rum ara­dı­ğı­mız o yıl­lar, o gün­ler… Lise yı­la­rın­dan iti­ba­ren ayda bir gidip bir duble ra­kı­yı üç sa­at­te iç­ti­ği­miz keyif mer­ke­zi ol­ma­ya baş­la­mış­tı artık Ke­me­ral­tı mey­ha­ne­le­ri.. Bod­rum lo­kan­ta­sın­da sa­nat­çı­la­rı gö­rür­dük. Boduş'a pek uğ­ra­maz­dık. Şük­ran lo­kan­ta­sı ka­pa­na­na dek her özel­li­ğiy­le çe­ker­di biz­le­ri.
Vey­sel Çık­ma­zı ger­çek mey­ha­ne­le­rin mer­ke­ziy­di. Orada anım­sa­dı­ğım ka­da­rıy­la Ay, Tek­nal, Şük­ran, Ka­ra­de­niz mey­ha­ne­le­ri vardı. Lise ve üni­ver­si­te yıl­la­rı­mız­da uğrak ye­ri­miz­di. Ora­la­rın ken­di­ne özgü ya­pı­la­rı vardı. İnsan­la­rı gü­zel­di. Her­kes bir­bi­ri­ni ta­nır­dı. İçme ada­bı­nı bilen in­san­lar ge­lir­di. Ak­şam­le­yin iş yor­gun­lu­ğu­nu atmak is­te­yen esnaf, memur, iş­por­ta­cı­lar ge­lir­di. Ne güzel dost­luk­lar vardı. Bir iki duble rakı, bol soh­bet­le günün yor­gun­lu­ğu atı­lır­dı. Soh­bet gü­zel­se gece ya­rı­la­rı­nı bu­lur­du.
İşte o so­kak­ta eski mey­ha­ne­ci­lik özel­li­ği­ni sür­dü­ren bir tek yer kaldı. Ferit Baba ya da Doğu Ka­ra­de­niz. Ke­me­ral­tı'na gi­din­ce uğ­ra­ma­dan ede­me­di­ği­miz tek mekan. İşlet­me­si­ni Ayhan Çamlı ya­pı­yor. Küçük ama ferah bir yer. Her­kes dost, her­kes ar­ka­daş… Orada ku­ru­lan dost­luk başka yer­de­ki­le­re ben­ze­mez. Güne sabah çor­ba­sıy­la baş­lar. Öğ­le­yin üç çeşit yemek, Yaşar us­ta­nın ye­mek­le­ri­ne do­yu­lur mu? Öğ­le­yin bir tek atmak için ge­len­ler­le do­lu­dur içe­ri­si.
Ferit Baba'nın zevki üçten sonra baş­lar. Te­le­viz­yon­da ke­sin­lik­le(TRT 4) fasıl var­dır. O fasıl es­li­ğin­de bir 20'lik rakı, bir parça pey­nir, is­ter­se­niz bir por­si­yon hamsi, sar­dal­ya nasıl da gider. İlk yu­du­mu alır­ken içe­ri­si dol­ma­ya baş­la­mış­tır. Bu­ra­nın mü­da­vim­le­ri­dir ge­len­ler. Eski özel­lik bu­ra­da sür­mek­te­dir. Gar­son Tarık ma­sa­la­ra ser­vis ya­par­ken, al­tı­lı so­nuç­la­rı­nı da du­yur­mak­ta­dır. Dünya gü­ze­li Ünal Abi ona yar­dım­cı olur. Salim dos­tu­muz arada sı­ra­da gö­rü­lür. Güleç yüz­le­riy­le hiz­met eder­ler. Mut­fak­ta Tur­gut, bir sağa bir sola koş­tu­rur. Ku­la­ğı da dı­şa­rı­da­dır. Ayhan, ma­sa­la­ra rakı ser­vi­si için do­la­nır durur. İçe­ri­de mey­ha­ne­nin ken­di­ne özgü sı­cak­lı­ğı­nı ya­ka­lar­sı­nız. Yücel ağa­bey, Dok­tor Ziya, mu­ha­se­be­ci Şeref bey, Bu­ca­lı Erkan, Avu­kat Şekip, kah­ve­ci Ab­dul­lah, Erol kar­de­şi­miz, mü­te­ah­hit Taş­kın, Hasan bey­ler; İrşat, Ali, Osman ağa­bey­ler, Sen­tez ders­ha­ne­si­nin ku­ru­cu­su Refik Aydın, ayak­ka­bı­cı Fadıl me­ka­nın de­ğiş­mez­le­ri­dir.
Du­var­lar­da­ki re­sim­ler sizi çok es­ki­le­re gö­tü­rür. Şe­re­fe der­ken çek­ti­ril­miş fo­toğ­raf­lar. Dost­lu­ğun pay­la­şıl­dı­ğı anlar, kare kare size eşlik ede­cek­tir. Ayhan'a, Tarık'a sorun, onlar size fo­toğ­raf­lar­da­ki ki­şi­le­ri, öy­kü­le­ri­ni an­la­ta­cak­lar­dır. Ata­türk'ün fo­toğ­ra­fı başka bir gü­zel­lik­tir içe­ri­si için.
Şim­di­ye dek uğ­ra­ma­dıy­sa­nız bir ara uğ­ra­yın. Ken­tin gü­rül­tü­sü sizi boğ­duy­sa, orada bir soluk alın. Yal­nız kal­maz­sı­nız. Size eslik edecek sıcak kanlı in­san­la­rın me­ka­nı­dır orası. Bir kez gidin, artık başka yer­ler size çok yavan ge­le­cek­tir.


Bu yazı 5753 defa okunmuştur.



Savaş Ünlü Diğer Yazıları
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer