13-08-2018 Savaş Ünlü
Savaş Ünlü

Savaş Ünlü

BİR SA­NAT­ÇIY­LA TABLO GİBİ BİR MASA ( GÜLSEN TUNCER )

Ak­şe­hir dost­lu­ğu bir baş­ka­dır. Ka­lı­cı­dır, sü­rek­li­dir, ara­nı­lan­dır. Sanat dün­ya­sın­dan ki­min­le dost ol­duy­sak çoğu Ak­şe­hir kö­ken­li­dir. Orada baş­la­mış­tır dost­lu­ğun ilk adımı. 2008 yı­lı­nın önemi daha bir fazla. Nas­ret­tin Hoca'nın do­ğu­mu­nun 800. yılı. Şen­lik­te ne ya­pıl­dıy­sa bunun için ya­pıl­dı. Ti­yat­ro­cu­lar, si­ne­ma­cı­lar, ya­zar­lar, çi­zer­ler bunun için Ak­şe­hir'de bu­luş­tu.
2008 yı­lın­da bizim en büyük ka­zan­cı­mız su­nu­cu ve si­ne­ma oyun­cu­su Gül­sen Tun­cer Ayça ve eşi Engin Ayça'yla ta­nış­ma­mız oldu. Gül­sen hanım yo­ğurt ma­ya­sı suya ça­lı­nır­ken Hoca'nın eşini can­lan­dır­dı. Ondan daha önem­li­si Engin Ayça'nın Suna adlı fil­min­de ba­şa­rı bir oyun ser­gi­le­miş­ti. O ro­lüy­le bir­çok ödül ka­zan­mış. Film şen­li­ğin üçün­cü günü gös­te­ril­di. Kül­tür Mer­ke­zi'ne bu amaç­la epey insan geldi. Engin beyin, Gül­sen ha­nı­mın he­ye­ca­nı göz­ler­den kaç­ma­dı. Dı­şa­rı­nın sı­ca­ğı­na kar­şın içe­ri­si se­rin­di. Film baş­la­yın­ca se­rin­lik ye­ri­ni so­ğu­ğa bı­rak­tı. Ger­çek­ten üşü­yor­duk. Gö­rev­li­yi bir­kaç kez uyar­dık. Oto­ma­tik sis­tem, deyip bir çözüm ge­ti­re­me­di. İna­dı­na so­nu­na dek il­giy­le iz­le­dik o güzel filmi. Fil­min ya­rı­sın­da içe­ri­nin se­rin­li­ği yü­zün­den filmi yarım bı­ra­kıp gi­den­ler de ol­ma­dı değil.
Fil­min bi­ti­min­de fil­min kah­ra­ma­nı iki­li­ye so­ru­lar so­ru­lur­du. Günü çok iyi de­ğer­len­dir­dik di­ye­bi­le­ce­ği­miz bir iz­len­ce ya­şa­mış­tık. Fil­min so­nun­da Nas­ret­tin Hoca Tu­rizm Der­ne­ği Baş­ka­nı Taner Serin sa­nat­çı­la­ra günün an­la­mı­na uygun birer pla­ket verdi. Öğ­ret­men evine doğru yola ko­yul­duk…
Ak­şam­le­yin şair Ahmet Çu­ha­cı, biz­le­ri evine ça­ğır­mış­tı. Aynı gece Ali Terzi de bah­çe­si­ne davet et­miş­ti. Gül­sen ha­nı­ma biz Ali Terzi'nin evine gi­de­lim, dedim. Onlar yok, olmaz Çu­ha­cı'ya gi­de­lim, de­di­ler. Yirmi beş yılda ancak bir kez silah zoru der­ler ya, işte öyle bir or­tam­da git­miş­tim sev­gi­li Çu­ha­cı­la­ra.
Gül­sen Tun­cer, hep bir­lik­te gi­di­yo­ruz, dedi. Mus­ta­fa Yıl­dız, Uğur Deniz Kuş­göz, Ser­kan Demir'le bir­lik­te yola ko­yul­duk. Saat do­ku­za ge­li­yor­du. Evi sekiz on ki­şi­ye so­ra­rak bul­duk. Ahmet, üç kişi ye­ri­ne altı ki­şi­yi gö­rün­ce şa­şır­dı. Eşi kı­zı­nın ya­nı­na git­miş. Ev tam­ta­kır kuru bakır, ekmek bile al­ma­mış sev­gi­li Çu­ha­cı. Gül­sen hanım, bana bı­ra­kın hemen hal­le­de­riz, dedi. Bir liste yaptı. On­la­rı bir koşu aldım, gel­dim. Bir­lik­te geç­tik mut­fa­ğa, hem gü­lü­yor, hem de üre­ti­yo­ruz. Aynı şa­ka­yı yi­ne­li­yo­rum, film­de se­nin­le bir­lik­te biri daha vardı, onu çı­ka­ra­ma­dım, di­yo­rum. Aaa, nasıl olur, nasıl ta­nı­maz­sın, Tür­kan Şoray'dı ayol, diyor. Ne bi­le­yim, senin ya­nın­da çok sönük kal­mış­tı, de­yin­ce, kep­çe­yi kal­dı­rıp, ay sen ne kadar ya­ra­maz ço­cuk­sun, diyor. Baş­lı­yor gül­me­ye. Yarım sa­at­te masa ve ye­mek­ler ha­zır­lan­dı. Ger­çek­ten bir tablo oluş­muş­tu. Ahmet, bun­la­rı kaç günde yi­ye­ce­ğiz, diyor. Gül­sen hanım, seni bil­me­yiz ama, biz bu akşam bi­ti­re­ce­ğiz, hem bizi ye­me­ğe davet et, hem de aç bırak olmaz öyle şey, diyor.
Ahmet Çu­ha­cı'yla bir­lik­te­lik­le­ri­miz daha çok şa­ka­ya, gül­me­ye, nük­te­ye da­ya­nır. Baş­lı­yo­ruz Ha­ci­vat, Ka­ra­göz gibi atış­ma­ya. Abar­tı­sız ola­cak her­kes yer­ler­de. Mus­ta­fa ka­tı­lı­yor, Gül­sen hanım durup durup bir şey söy­lü­yor. Kah­ka­ha, gır­gır, şa­ma­ta almış ba­şı­nı gi­di­yor. Ahmet'in gır­gır­la­rı tam di­şi­me gö­re­dir. Bazen kar­şı­lık ve­re­mez, o İzmir ço­cu­ğu, onun­la baş etmek zor, der. Şaka, gır­gır ara­sın­da ma­sa­da tek parça bir şey kal­mı­yor. Ahmet, yahu siz kaç gün­dür yemek ye­me­di­niz, diyor. Gül­sen hanım, ko­nuş­ma kep­çe­yi yer­sin ka­fa­na, diyor. Şa­ka­lar su gibi akıp gi­di­yor…
Öyle bir ge­ce­yi çok az ya­şa­dık. Gül­sen hanım, Engin bey, sanki se­nar­yo­su ön­ce­den ya­zıl­mış gibi, ne­re­den bu­lu­yor­su­nuz, o söz­le­ri, şa­ka­la­rı, ben bu ya­şı­ma dek böyle gece ge­çir­me­dim, diyor, Gül­sen hanım da eşine ka­tı­lı­yor. Bizim genç­ler de aynı gö­rüş­tey­di. Ser­kan ve Deniz, olmaz abi ya, bu ka­da­rı olmaz, sizin ya­nı­nız­da stand up'çılar halt etsin, di­yor­lar­dı. Sü­rek­li böyle ma­sa­la­rı teybe ala­lım, deriz ama unu­tu­ruz. Yine unut­muş­tuk teyp ge­tir­me­yi…


Bu yazı 380 defa okunmuştur.



Savaş Ünlü Diğer Yazıları
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer