12-05-2020 RUMUZ - SENSİZ OLMAZ

''Bükme“ boy­nu­nu, hep kıs­kan­sın­lar seni Me­su­di­ye'ye git­miş­sin, ha­be­ri­ni aldım. Orada tut­muş "So­ka­ğa çıkma ya­sa­ğı ol­ma­sa kim uğ­ra­şır unla, ha­mur­la" di­yor­sun sen, hem de dobra dobra. Eli­nin ha­mur­lu ol­ma­sı sana 40 yılda bir ha­ma­rat­lık yap­mış olma hissi ve­ri­yor ama ben senin eli­nin ha­mu­ru ile, ya da ha­mur­suz, erkek iş­le­ri­ne de ka­rış­tı­ğı­nı bi­li­rim. Eğer sen bana "el­le­rim ha­mur­lu mu, ha­mur­suz mu ola­yım?" diye so­rar­san, ben 40 yılı bek­le­me el­le­ri­ni daha sık una, ha­mu­ra bu­laş­tır derim. Nasıl olsa kimse senin bi­le­ği­ni "bükme"ye kal­ka­maz, be­ce­re­mez. "Bükme"yi de­ne­me­ye ka­lkan­la­rı geçen gün gör­dük; bi­ri­si, sağ olsun, ancak ılık su ve maya ge­tir­di, ne de olsa zor bir iş üst­le­nip sos­yal gü­ven­li­ği­ni teh­li­ke­ye atmak is­te­mi­yor; öbürü de çok yar­dım­cı ma­şal­lah, ancak fı­rı­nı yaktı, hani zaten çok sport­men ya fırın yak­ma­yı ancak o be­ce­rir; biraz daha yaşlı ol­ma­sı­nın tor­pi­li­ni kul­la­nan bir bayan ise olayı te­le­fon­da an­la­tıp "güzel bir ga­ze­te­ci kı­zı­mız ya­pı­yor" deyip ken­di­si­nin de bu ya­pı­la­na uzak­tan bak­mak­la ye­tin­di­ği­ni belli etti. Meğer o güzel ga­ze­te­ci kı­zı­mı­zın bu ha­ma­rat­lı­lı­ğı mem­le­ke­ti Uşak'ın çok özel bir hamur işin­de her­ke­sin be­li­ni "bükme"si imiş. Uşak'ın „bükme“si ne der­se­niz as­lın­da bunu o ga­ze­te­ci kı­zı­mı­za sor­mak lazım ama benim araş­tı­rıp bul­du­ğum şu: Un, su ve tuz ilave edi­le­rek hamur hale ge­ti­ri­lir. Hamur be­ze­le­re ay­rı­lır. Be­ze­ler ok­la­vay­la ince açı­lır. İçine is­te­ğe göre iç mal­ze­me­si ko­nu­lur (lor, may­da­noz, ıs­pa­nak, kabak, pa­ta­tes). Sonra yarım ay şek­lin­de ka­pa­tı­lır ve saçta veya fı­rın­da odun ate­şin­de pi­şi­ri­lir. Pi­şer­ken altı ve üstü hafif yağ­la­nır. Sıcak ser­vis edi­lir. Bu güzel ga­ze­te­ci kı­zı­mız bu „bükme“ et­kin­li­ği­ni geçen gün­ler­den bi­rin­de yaptı, ama bir yaptı pir yaptı. El­le­ri, kol­la­rı motor gibi ça­lı­şıp ki­lo­lar­ca hamur yo­ğur­du, açtı, bük­me­le­ri yaptı, ama et­ra­fın­da sa­de­ce sey­re­den­le­re, ona laf atan­la­ra bir yan­dan gü­lü­cük­ler de saçtı. Öbür­le­ri bak­tı­lar ki bu ener­ji dolu kızın bi­le­ği­ni "bükme"k im­kan­sız, ama boş du­ru­yor gö­rün­me­mek için "Evde kal Tür­ki­ye, spor­la kal, sağ­lık­lı kal, or­ga­nik bes­len­me, or­ga­nik yaşam, evde kal Tür­ki­ye" diye bir slo­gan ya­rat­tı­lar. En çok da "spor­la kal" la­fı­nı be­ğen­dim. O el­le­ri, kol­la­rı motor gibi ça­lı­şan, yani spo­run alâ­sı­nı yapan güzel ga­ze­te­ci kı­zı­mı­za odun fı­rı­nın ka­pa­ğı­nı açıp ka­pa­ya­rak başka bir spor dalı ile eşlik eden sport­men beye de hay­ran oldum. 19.11.2019 da şu baş­lık­lı bir yazım vardı: „İki ben­zer ama bir o kadar da fark­lı iki hi­ka­ye“. O ya­zım­da­ki Ser­tap'ı son­ra­dan geçen ay­lar­da biraz daha iyi ta­nı­dım. Yan­lız "iyi ta­nı­dım sözü" ne­re­ye çe­ker­se­niz oraya uzar, hemen olum­lu dü­şün­me­yin. Yok yok şaka idi. Bu Ser­tap beni hep sa­şırt­tı ve şa­şırt­ma­ya da devam edi­yor. Ku­sur­suz güzel olmaz, hele ki o kişi bir de sarı inat ise. Bir ara bana ka­fa­yı takdı. Zaten ba­yan­la­rı an­la­mak zor­dur ama
ben onun ay­rı­ca ken­di­ne has ve oto­ri­ter ya­pı­sı ile bazı ken­di­ne göre dü­şün­ce­le­ri ve ko­nu­la­rı yo­rum­la­ma ka­bi­li­ye­ti­ne hay­ra­nım. Bu farkı (!) ne­de­niy­le Ser­tap'ı Gu­in­ness re­kor­la­rın­da "An­la­yış tarzı en uzun süre an­la­şıl­ma­yan bayan" ola­rak aday gös­ter­dim. So­nuç­la­rın açık­lan­ma­sı­na bir hafta kala büyük fark­la önde gi­di­yor. Bana „sen cart curt ko­nuş­tun" de­me­si ve onun ne demek is­te­di­ği­ni önce benim kendi ça­ba­la­rım, sonra da bazı dil bi­li­mi uz­man­la­rı­na da­nış­ma­ma rağ­men an­la­ya­ma­mam üze­ri­ne onu bu Gu­in­ness re­ko­ru­na aday gös­ter­dim.
Yarı şaka yarı ciddi ola­rak bu yaz­dık­la­rım­dan sonra size il­ginç bir Gu­in­ness re­ko­run­dan da bah­se­de­yim. 2018'de Bre­zil­ya'da 14 saat bo­yun­ca ya­yın­la­nan ve Gu­in­ness Dünya Re­kor­la­rı'na en uzun te­le­viz­yon rek­la­mı ola­rak giren hangi ürü­nün rek­la­mı­dır bi­li­yor­mu­su­nuz? Bir de­odo­rant rek­la­mıy­mış. Bazı ba­yan­lar güzel ise yan­la­rı­na ya­na­şa­maz­sı­nız, ama o ender gü­zel­lik­te biri iken, üs­tü­ne de ener­ji de­po­su ha­ya­tı­nı, insan sev­gi­si­ni, hay­van sev­gi­si-ni, doğa sev­gi­si­ni koy­muş ve daha da ne yap­sam diye hay­kı­rı­yor diye yaz­mış­tım altı ay önce. Öyle şey­ler yaz­dım ki, siz­ler ya­zı­mı okur­ken ara­nız-da „Peki bu bayan madem ga­ze­te­ci imiş, işi ile il­gi­li har­ca­ya­ca­ğı za­ma­nı ka­lı­yor­mu?“ di­yen­ler ol­du­ğu­nu da yaz­mış­tım. Cevap ola­rak ta "Onu bu­ra­da ya­zar­sam say­fa­la­ra sığ­maz, ama size kısa bir cevap ola­rak „haf­ta­da en az altı gün, bazen de özel za­man­la­rın­da Datça ama bütün Muğla böl­ge­sin­de ha­ber­ler, et­kin­lik­ler, kut­la­ma­lar, or­ga­ni­zas­yon­lar pe­şin­de ko­şuş­tu­ru­yor, hatta bun­lar­da ye­ri­ne göre aktif rol alı­yor, fo­toğ­raf­la­rı­nı çe­ki­yor ve bun­la­rı günü gü­nü­ne ga­ze­te­sin­de ge­rek­li ta­sa­rım­la­rı­nı yapıp, son­ra­da yazıp Datça ve çev­re­sin­de­ki okur­la­ra su­nu­yor desem şim­di­lik ye­ter­mi?" de­miş­tim. Şimdi yine an­la­dım ki yet­mez­miş meğer. O "bükme" ha­mu­ru­nu açar­ken gör­me­liy­miş­si­niz onu. Un, su, tuz ve ma­ya­yı yo­ğu­rur­ken öyle kuv­vet­le bas­tı­rı­yor­du­ki, ne­re­dey­se o pla­sik le­ğe­nin dibi çı­ka­cak­tı. Eee,Tan­rım ona 24 saat ye­ri­ne 48 sa­at­lik gün­ler ba­ğış­la­mış, bu kadar da ça­lış­sın yani de­ğil­mi, öyle be­da­va­ya ekmek, par­don „bükme“ yok. Altı ay önce o ya­zım­da ona "Ke­di­li Datça'nın Ga­ze­te­ci­si" de­miş­tim. Ama bun­dan sonra onun adı " Ke­di­li Datça'nın Ga­ze­te­ci­si ama Ca­vit­li, yani Ko­ro­na­lı, gün­le­rin Bükme Gü­ze­li " oldu. Gel de onu sevme, gel de ona hay­ran olma, gel de o kal­bi­ni, se­ve­cen­li­ği­ni ver­di­ği ke­di­le­ri­ni kıs­kan­ma, di­yo­rum her zaman.
Güneş ken­di­li­ği­den doğar Gün ay­dın­la­nır Ama o gü­nay­dın ya­zar­sa gön­lüm de şen­le­nir Hava ka­ra­rır, ge­ce­ye varır
İyi ge­ce­ler di­yecek olur­sa Ruhum, rüyam renk­le­nir Buĺut­la­rın dansı orada Tango ise bu­ra­da Salsa Gü­ne­şin ih­ti­şa­mı hem sana hem de bana Ama o ber­rak deniz eksik bu­ra­da Olmaz olay­dın Ko­ro­na, kal­dım bu­ra­da
Bir de „bükme“ çıktı ba­şı­ma Datça'da neyi öz­le­ye­yim bi­le­mi­yo­rum Mü­dü­rüm aşağı, mü­dü­rüm yu­ka­rı, ha­va­la­rın­dan ge­çil­mi­yor Zaten al­maz­lar beni de ara­la­rı­na
"Ke­di­li Datça'nın Ga­ze­te­ci­si ama Ca­vit­li gün­le­rin de Bükme Gü­ze­li" ken­di­ne iyi bak, bütün gü­zel­lik­ler, iyi­lik­ler, ba­şa­rı­lar se­nin­le olsun. Datça ha­ber­le­ri­ni bek­li­yor, ... ben ise uma­rım bir­gün taze taze yi­ye­ce­ğim bük­me­yi hayal edi­yo­rum.
(Ya­zım­da şaka yollu ta­kıl­dı­ğım bir­kaç ki­şi­nin af­fı­nı di­li­yo­rum. Bu dün­ya­da kan­kan ol­maz­sa keyif olur mu, o bükme hiç böyle lez­zet­li olur mu, hak­lı­mı­yım sev­gi­li güzel ga­ze­te­ci kı­zı­mız?!)
Sen hiç „bükme“ boy­nu­nu sakın, hep kıs­kan­sın­lar seni.
Rumuz: Sen­siz Olmaz, 06.05.2020


Bu yazı 1956 defa okunmuştur.



RUMUZ - SENSİZ OLMAZ Diğer Yazıları
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer