18-06-2015 MİSAFİR YAZAR

    Af­fet­mek ken­di­li­ğin­den ol­ma­yan, yani bi­linç­li ola­rak ya­pı­lan, plan­lı bir sü­reç­tir. Ta­ma­mıy­la bir se­çim­dir. Af­fet­me­yi seç­mek, öfke, acı, üzün­tü, kız­gın­lık, kin, nef­ret gibi ne­ga­tif ener­ji veren duy­gu­lar­dan kur­tul­ma­mı­za ve iyi­leş­me­mi­ze yar­dım­cı olur. Öfke bizi kü­çül­tür­ken, nef­ret ya­şam­dan zevk al­ma­mı­zı, in­san­la­rın güzel yan­la­rı­nı gör­me­mi­zi en­gel­ler­ken, af­fet­mek kendi po­tan­si­ye­li­mi­zin öte­si­ne doğru ge­liş­me­ye ve ken­di­mi­zi ger­çek­leş­tir­me­ye gö­tü­rür. 

    Bi­ri­ni veya bi­ri­le­ri­ni ta­ma­men af­fet­ti­ği­miz­de sevgi ile dolu, sakin, ne­şe­li, daha mutlu ve hu­zur­lu bir yaşam ter­cih etmiş olu­ruz ve po­zi­tif duy­gu­la­ra yer aça­rız. Çünkü bize ağır­lık yapan tüm ne­ga­tif duy­gu­la­rı bı­rak­ma­yı se­çe­riz. Af­fet­mek geç­mi­şi de­ğiş­tir­mez ama ge­le­ce­ğin önünü açar, bu yüz­den de geç­miş­le ba­rış­mak ve hu­zur­lu bir yaşam için tek yol­dur. 

    Ancak ,“bi­ri­si­ni af­fet­mek'' ne an­la­ma gelir diye sor­du­ğu­muz­da, bazı ki­şi­ler­de,“o kişi bana her ne yap­tıy­sa kabul etmek''şek­lin­de yan­lış bir algı ola­bi­lir. 
Af­fet­mek, ki­şi­nin veya ki­şi­le­rin size yap­tı­ğı kötü dav­ra­nış­la­rı, yan­lış veya çir­kin olan ile­ti­şim bi­çim­le­ri­ni kabul etmek, ya da ki­şi­yi sev­mek ve ka­bul­len­mek değil, ne­ga­tif duy­gu­la­rı ve et­ki­le­ri­ni artık ta­şı­ma­ya­cak­sı­nız, ta­şı­ma­sı için o kişi veya ki­şi­le­re geri ve­re­cek­si­niz, tep­ki­siz­lik ge­liş­ti­re­bi­le­cek­si­niz de­mek­tir. 

    Af­fet­mek söy­len­di­ği kadar kolay ol­ma­dı­ğı için, af­fe­de­bil­me­yi ba­şar­mak da ol­duk­ça güçlü ve dö­nüş­tü­rü­cü­dür. Ön­ce­lik­le öz­gür­leş­ti­rir çünkü ne­ga­tif duy­gu­lar artık sizi aşa­ğı­ya çe­ke­mez; güç­len­di­ri­ci­dir çünkü ne­ga­tif duy­gu­la­rın yü­kü­nü atar ve ha­ya­tı­mı­za daha rahat ve kolay devam ede­riz. 

    Ancak baş­ka­la­rı­nı af­fe­de­bil­mek için önce ken­di­mi­zi af­fet­mek ge­re­kir. Bi­ri­ni veya bi­ri­le­ri­ni af­fet­me­di­ği­miz­de anah­ta­rı­nı sa­de­ce ken­di­mi­zin sak­la­dı­ğı kendi ha­pis­ha­ne­mi­zi ya­ra­tı­rız. Öfke, nef­ret, kin, in­ti­kam gibi duy­gu­la­rı ta­şı­dı­ğı­mız­da ze­hi­ri ken­di­miz alıp yine de o ki­şi­nin öl­me­si­ni bek­le­yen biri ha­li­ne ge­li­riz.Af­fet­mek ile il­gi­li oku­du­ğum güzel bir hi­ka­ye­yi pay­laş­mak is­ti­yo­rum siz­ler­le: Bir lise öğ­ret­me­ni bir­gün ders­te öğ­ren­ci­le­ri­ne bir tek­lif­te bu­lu­nur: “Bir hayat de­ne­yi­mi­ne ka­tıl­mak is­ter­mi­si­niz?''Öğ­ren­ci­ler çok sev­dik­le­ri ho­ca­la­rı­nın bu tek­li­fi­ni te­red­düt­süz kabul eder­ler. "O zaman" der öğ­ret­men : "Bun­dan sonra ne der­sem ya­pa­ca­ğı­nı­za da söz verin" Öğ­ren­ci­ler bunu da ya­par­lar.
 
     "Şimdi ya­rın­ki ödev­le­ri­ni­ze hazır olun. Yarın he­pi­niz birer plas­tik torba ve beşer kilo pa­ta­tes ge­ti­re­cek­si­niz!" Öğ­ren­ci­ler, bu işten pek bir şey an­la­ma­mış­lar­dır. Ama er­te­si sabah hep­si­nin sı­ra­la­rı­nın üze­rin­de pa­ta­tes­ler ve tor­ba­lar ha­zır­dır.
 
     Ken­di­si­ne me­rak­lı göz­ler­le bakan öğ­ren­ci­le­ri­ne şöyle der öğ­ret­men: "Şimdi, bu­gü­ne dek af­fet­me­yi red­det­ti­ği­niz her kişi için bir pa­ta­tes alın, o ki­şi­nin adını pa­ta­te­sin üze­ri­ne yazıp tor­ba­ya koyun." Bazı öğ­ren­ci­ler üçer-be­şer tane pa­ta­tes ko­yar­ken, ba­zı­la­rı­nın tor­ba­sı ne­re­dey­se ağ­zı­na kadar dol­muş­tur. 

    Öğ­ret­men, ken­di­si­ne: "Peki şimdi ne ola­cak?" der gibi bakan öğ­ren­ci­le­ri­ne ikin­ci açık­la­ma­sı­nı yapar:"Bir hafta bo­yun­ca ne­re­ye gi­der­se­niz gidin, bu tor­ba­la­rı ya­nı­nız­da ta­şı­ya­cak­sı­nız. Yat­tı­ğı­nız ya­tak­ta, bin­di­ği­niz oto­büs­te, okul­day­ken sı­ra­nı­zın üs­tün­de hep ya­nı­nız­da ola­cak­lar.'' 

     Ara­dan bir hafta geç­miş­tir. Ho­ca­la­rı sı­nı­fa girer gir­mez, de­ni­le­ni yap­mış olan öğ­ren­ci­ler şi­ka­ye­te baş­lar­lar: "Hocam, bu kadar ağır tor­ba­yı her yere ta­şı­mak çok zor." "Hocam, pa­ta­tes­ler kok­ma­ya baş­la­dı. Val­la­hi, in­san­lar tuhaf ba­kı­yor­lar bana artık. Hem sı­kıl­dık, hem yo­rul­duk." 

     Öğ­ret­men gü­lüm­se­ye­rek öğ­ren­ci­le­ri­ne şu dersi verir: "Gö­rü­yor­su­nuz ki, af­fet­me­ye­rek asıl ken­di­mi­zi ce­za­lan­dı­rı­yo­ruz. Ken­di­mi­zi ru­hu­muz­da ağır yük­ler ta­şı­ma­ya mah­kum edi­yo­ruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir iyilik olarak düşünüyoruz. Halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız  bir iyiliktir


Bu yazı 3489 defa okunmuştur.



MİSAFİR YAZAR Diğer Yazıları
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer